(5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9)
Dava: İhkak-ı hakka teşebbüs ve 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan sanık ... 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 308/3-4, 61, 81 (iki kez), 71, 72 ve 6136 sayılı Kanunun 13/1. maddeleri uyarınca bir yıl üç ay onbeş gün hapis ve 507.329.000.- Türk Lirası ağır para cezasıyla cezalandırılmasına dair G. 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2003 tarih, 2003/217-1089 sayılı kararının infazı sırasında yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, 6136 sayılı Kanunun 13/1. maddesi uyarınca bir yıl altı ay hapis ve 343.00 Yeni Türk Lirası adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 765 sayılı Türk Ceza Kanunun 308. maddesinde düzenlenen ihkak-ı hak suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda düzenlenmediği ve suç olmaktan çıkarılması nedeniyle 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 308/3-4, 61. maddeleri gereğince verilen cezanın hükümden çıkarılmasına dair (G.) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.6.2005 tarih 2003/217-1085 sayılı ek kararı ve dosyası ile ilgili olarak;
1- 5237 sayılı TCK. nun 7/2, 5252 sayılı TCK. nun yürürlük ve uygulama şekli hakkında kanunun 9/3. maddesindeki lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir şeklindeki düzenleme ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18.11.2005 tarih, 2005/2691-3395 sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13.10.2005 tarih, 2005/10431-12718 sayılı ilamlarına nazaran, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hallerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım ve indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi yahut ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hallerde duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekeceği gözetilmeden, evrak üzerinde karar verilmesinde,
2- Sanığa isnat edilen ihkak-ı hak suçunun 5237 sayılı kanunda suç olarak düzenlenmediğinden bahisle beraatına karar verilmiş ise de, alacağını almak amacıyla müştekiyi 10 gün iş ve gücüne engel olacak şekilde yaralaması eyleminin 5237 sayılı TCK. nun 86/1-2-3a maddeleri kapsamında düzenlendiği bu nedenle sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK. nun 308. maddesi ile 5237 sayı TCK. nun 86. maddesinin birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan kanunun belirlenip uygulanması gerektiğinin dikkate alınmamasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza işleri Genel Müdürlüğünün 11.5.2006 gün ve 20288 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığından 1.6.2006 günü ve KYB/2006-107947 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7/2. ve bu kanunun yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddeleri birlikte yorumlandığında, Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün, 2005/162-173 sayılı kararında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
Sanık lehine hükümler taşıyan yeni yasanın kesinleşmiş mahkumiyet kararlarına uygulanması amacıyla yapılacak değişiklik (uyarlama) yargılanmasının;
a) Yeni kanun ile eylemin suç olmaktan çıkarılması veya suçun unsurlarında değişiklik yapılması gibi nedenlerle, delillerin yeniden değerlendirilme zorunluluğunun doğması,
b) Takdiri indirim veya cezanın kişiselleştirilmesiyle ilgili hükümlerin uygulanma koşullarının genişletilmesi sebebiyle, takdir hakkının öncekinden farklı şekilde kullanılma olasılığının söz konusu bulunması halinde,
Uyarlama yargılamasının taraflar davet edilerek duruşma açılmak suretiyle yapılması gerektiği gözetilmeden, evrak üzerinde karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı ve Adalet Bakanlığının Kanun yararına bozma istemine dayalı Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, G. 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.6.2005 gün, 2003/217-1085 sayılı ek kararının CMK. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ortadan kaldırılmasına, hükmün kesinleşmesinden sonra verilen uyarlama kararının kazanılmış hak doğurmayacağı da nazara alınmak suretiyle müteakip işlemlerin mahallinde icrasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 18.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy