(5237 S. K. m. 7, 50, 58, 62, 170) (5271 S. K. m. 309)
Dava: Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan sanık
.. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 170/1-c, 62, 50/1. maddeleri uyarınca 3000 Yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın, infazından sonra bir yıl boyunca denetimli serbestlik süresi belirlenmesine dair Polatlı Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2005 tarih ve 2005/523 esas, 614 sayılı kararı ve dosyası ile ilgili olarak;
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.12.2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 2. fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. 3. fıkrasında ise Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhâl uygulanır. şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, sanık hakkında Polatlı Sulh Ceza Mahkemesinin 4.3.2004 tarihli ve 2003/109 esas, 2004/81 sayılı mahkumiyet hükmü sebebiyle ve tekerrüre esas olduğu gerekçesiyle; suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanık aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.5.2006 gün ve 20963 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığından 7.6.2006 gün ve KYB/2006-112030 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İnceleme konusu dosyaya ilişkin suç tarihi 13.9.2005 olup, 5237 sayılı TCK. nun yürürlüğe girdiği 1.6.2005 gününden sonradır. Sanığın bıçakla yaralama suçundan önceki mahkumiyetine ait kararın kesinleşme tarihi ise 5237 sayılı TCK. nun yürürlüğe girmesinden önce, 1.4.2004 günüdür. Sanık, inceleme konusu dosyaya ilişkin suçu (13.9.2005 tarihinde) işlemeden önce söz konusu eski kesinleşmiş hükümlülüğü mevcut olduğu gibi, 5237 sayılı TCK.'da yürürlüğe girmiştir. Sanık eski mahkumiyetini ve 5237 sayılı TCK hükümlerini bilerek bu suçu işlemiştir. Bu husus ve yasal durum değerlendirildiğinde mahkemenin tekerrür hükümlerine ilişkin uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ayrıca, kanun yararına bozma isteminde emsal gösterilen Yüksek Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.12.2005 gün ve 11724-19669 sayılı kararına ilişkin olayın suç tarihinin inceleme konusu olaydan farklı olarak, 5237 sayılı TCK. nun yürürlüğe girmesinden önceye ait olduğu anlaşılmaktadır. Yüksek 10. Ceza Dairesinin bu kararında ... suç tarihinde yürürlükte olmayan... 5237 sayılı TCK. nuna göre sanığın ... cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimi ile çektirilmesine karar verilmesinin yasaya aykırı bulunduğu belirtilip hüküm bozulmuş ve bu husus düzeltilerek onanmıştır. Görüldüğü üzere söz konusu karar ayrı bir hususta verilmiş olup, inceleme konusu dosya yönünden emsal teşkil edemez.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yüksek Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay C. Başsavcılığının ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden istemin REDDİNE, 29.09.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy