(5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9) (YCGK 2005/3-162E 2005/173K 27/12/2005)
Kavgada silah çekme, silahla ihkak-ı hak ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından sanık 765 sayılı TCK. nun 308/3, 466/2, 81/1-3, 59/2, 71, 72 ve 6136 sayılı Kanunun 13/1. maddeleri uyarınca 14 ay 20 gün hapis ve 4.803.332 Türk Lirası ağır para cezasıyla cezalandırılmasına dair B. Asliye Ceza Mahkemesinin 2.11.1999 tarih ve 1999/130-296 sayılı kararının infazı sırasında, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK. nın lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, 765 saydı TCK. nın 308/3, 59/2 ve 81/1. maddeleri uyarınca verilen 1 ay 25 gün hapis cezasının aynen infazına, kavgada silah boşaltma suçundan verilen cezanın iptaline, 6136 sayılı Yasanın 13/1. ve 765 sayılı TCK. nun 59/2. maddeleri gereğince hükmolunan 10 ay hapis 1.00 Yeni Türk Lirası cezanın da infazına ilişkin B. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.7.2005 tarih, 1999/130-296 sayılı ek kararını kapsayan dosya ile ilgili olarak;
Tüm dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7/2, bu kanunun yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca, Yeni Ceza Kanununun sanık lehine hükümler getirip getirmediği ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanamayacağının tespit edilmesi bakımından temel ceza maddesi yanında kanuni ve takdiri artırım ve indirim maddelerinin uygulanmasında hakimin takdir hakkını kullanarak karar vermesini gerektiren durumlar ile hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik gerektirecek bir hususta öncelikle incelemenin duruşmalı olarak yapılması gerektiği gözetilmeden, evrak üzerinde karar verilmesinde;
Kabule göre ise;
Sanık hakkında ihkak-ı hak suçundan 765 sayılı Kanunun 308/3. maddesine göre hüküm kurulmuş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 144/1-b maddesi kapsamında aynı suçun düzenlendiği, her iki kanun maddesi karşılaştırılmak suretiyle lehe olan kanun hükmünün uygulanması gerektiğinin dikkate alınmaması,
Kavgada silah boşaltma suçunun 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanununda düzenlenmediğinden, bu suçtan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, bulunduğundan bahisle, 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 9.6.2006 gün ve 24794 sayılı Kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.6.2006 tarih ve KYB-2006/139137 sayılı ihbarnamesi ve ekindeki dava evrakı incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7/2. ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddeleri birlikte yorumlandığında, Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün, 162-173 sayılı kararında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
Sanık lehine hükümler taşıyan yeni yasanın kesinleşmiş mahkumiyet kararlarına uygulanması amacıyla yapılacak değişiklik (uyarlama) yargılamasının,
a) Yeni Kanun ile eylemin suç olmaktan çıkarılması veya suçun unsurlarında değişiklik yapılması gibi nedenlerle, delillerin yeniden değerlendirilme, zorunluluğunun doğması,
b) Takdiri indirim veya cezanın kişiselleştirilmesiyle ilgili hükümlerin uygulanma koşullarının genişletilmesi sebebiyle, takdir hakkının öncekinden farklı şekilde kullanılma olasılığının söz konusu olması halinde,
Sonuç: Uyarlama yargılamasının taraflar davet edilerek duruşma açılmak suretiyle yapılması gerektiği gözetilmeden, evrak üzerinde karar verilmesi, kanuna aykırı ve Adalet Bakanlığının Kanun yararına bozma istemine dayanan Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, B Asliye Ceza Mahkemesinin 2.11.1999 gün, 1999/130-296 sayılı kararının CMK. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve ortadan kaldırılmasına, müteakip işlemlerin mahallinde icrasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesine, 13.07.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy