(5395 S. K. m. 23, 24) (6136 S. K. m. 15) (5237 S. K. m. 73) (5271 S. K. m. 253, 254, 309)
Dava: 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a aykırı davranmak suçundan sanık
hakkında yapılan yargılama sonucunda 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23/1, 2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Doğubayazıt 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2.2.2006 tarihli ve 2004/907 esas, 2006/22 sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin 20.2.2006 tarihli ve 2006/37 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre,
1- Suçun işlendiği tarihte 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılan sanığın üzerine atılı suçun 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 15/1. maddesinde düzenlenen müeyyidesinin alt sınırının 2 yılı aşmaması karşısında,
5395 sayılı Kanun'un 24. maddesi uyarınca eylemin uzlaşma kapsamında bulunduğu cihetle, öncelikle 5237 sayılı Kanun'un 73 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinde,
2- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23/1. maddesinde yer alan Çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda belirlenen ceza, en çok üç yıla kadar (üç yıl dahil) hapis veya adli para cezası ise; mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. şeklindeki düzenleme karşısında, sanık hakkında öncelikle suçun sabit olması halinde ceza hükmü kurulması gerektiğinden itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddedilmesinde,
İsabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11.7.2006 gün ve 32169 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C. Başsavcılığından 11.9.2006 gün ve KYB/2006-172426 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Suç tarihinde 18 yaşından küçük olduğu saptanan sanığın üzerine atılı suçun 6136 sayılı Kanunun 15/1. madde ve fıkrasında düzenlenen ve müeyyidesinin alt sınırının iki yılı aşmayan hapis cezası olduğu, bu nedenle 5395 sayılı Çocuk Koruma, Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca suçun uzlaşma kapsamında kaldığı, öncelikle 5237 sayılı Kanunun 73 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği ileri sürülmüş ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun uzlaşma hükümlerini düzenleyen 73. maddesinin 8. fıkrası hükmü karşısında, sanığın yargılandığı olayda, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişinin bulunmaması ve ödenecek ya da giderilecek bir zararın söz konusu olmaması karşısında uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı, bu itibarla itiraz merciinin bu hususu içermeyen red kararında bu yönden bir isabetsizlik bulunmadığından, kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarnamenin bu kısmı yerinde görülmemekle, bu yöndeki istemin REDDİNE,
2- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23/1. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanığın yargılanması sonunda suçun sabit olması halinde ceza hükmü kurulduktan sonra verilmesi gerekeceğinden itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı gerekçe ile reddedilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı kanun yararına bozma istemine dayanan Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesinin bu kısmı, bu nedenle yerinde görüldüğünden Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin kesin olarak verilen 20.2.2006 tarih ve 2006/37 müt. sayılı hükmünün CMK. nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 28.09.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy