(5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9, 12)
Dava ve Karar: Mala zarar verme, tehdit ve hakaret suçlarından sanık Hasan Keser'in yapılan yargılaması sonunda; beraatine dair Kalecik Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 28.4.2003 gün ve 133 esas, 39 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi C.Savcısı ve müdahil vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile 17.2.2006 günü daireye gönderilmekle incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında tehdit suçundan açılan kamu davasına ilişkin olarak zamanaşımı içinde bir karar verilmesi olanaklı görülmüştür.
1- Mala zarar verme suçundan ek iddianame ile 27.2.2003 tarihinde dava açıldıktan sonra davaya müştekinin katılma talebi olmadığı gibi 10.4.2003 tarihinde yapılan keşifte bu suçtan dolayı sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmiş bulunması karşısında, müdahil olmaması nedeniyle mala zarar verme suçundan verilen beraat kararını temyize yetkisi bulunmadığından müşteki vekilinin temyiz talebinin CMUK. nun 317. maddesi uyarınca oybirliğiyle REDDİNE,
2- Hakaret suçundan kurulan hükme ilişkin temyize gelince;
Oluşa, müdahilin aşamalarda değişmeyen beyanlarına, sanığın 10.4.2003 tarihinde yapılan keşifteki kabulüne ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın suç tarihinde traktörü ile dönmeye çalıştığı sırada park halindeki müdahilin aracına kazaen çarpması sonrasında müdahili kastederek ve duyacağı şekilde hakaret ettiğinin anlaşılmasına karşın bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyete yeterli kanıt bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmesi,
Buna göre de; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinde zaman bakımından uygulama, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul kurallarının düzenlenmesi, aynı Kanunun 12. maddesi ile 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yürürlükten kaldırılması, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve bu Kanunların hükümden sonra 01.06.2005 ve 15.7.2005 tarihlerinde yürürlüğe girmiş bulunması karşısında;
5237 Sayılı Kanunun 7, 5252 Sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca sanığın hukuki durumunun 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile 5395 Sayılı kanun hükümleri de nazara alınarak yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 12.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy