(5237 S. K. m. 110) (5271 S. K. m. 250) (YCGK. 23.02.2010 T. 2009/8-111 E. 2010/38 K.)
Dava: Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: A) Sanıklar hakkında, haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada, iddianamedeki eylemin nitelendiriliş biçimine göre mahkemenin görevli olması karşısında, yargılamaya başlayıp, kanıtları toplayarak suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçundan beraat, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından mahkumiyet kararı vermesi, dava ekonomisi, adalet dağıtımındaki istikrar ve sürat ilkeleri gereğince hukuka uygun olacağı üye Hamdi Yaver Aktan'ın karşı oyu düşüncesiyle oyçokluğuyla kabul edilerek esasa ilişkin yapılan incelemede;
B) Sanıklar F. Ö., N. Ö. ve A. A. hakkında müşteki R. Ö.'e karşı tehdit suçundan zamanaşımı süresince bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,
Ancak;
1- Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan soruşturmaya başlanmadan mağdur Raşit Özgül'e zarar verilmeden kendiliğinden serbest bırakan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK. nun 110. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan, hükmün gerekçe kısmında dava konusu tabancanın ruhsat sahibi Gülseren Özcan'ın bilgisi dahilinde kullanıldığına ilişkin delil elde edilemediği gerekçesiyle sanık Gülseren'in atılı suçtan beraatine karar verildiği belirtildiği halde, hüküm fıkrasında sanık Gülseren adına kayıtlı bulundurma ruhsatlı tabanca ve eklerinin de zoralımına karar verilmesi suretiyle çelişki yaratılması,
3- Emanetin 2007/894 sırasında kayıtlı bıçakların müsaderesi veya iadesi hususunda bir karar verilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar Fatih Özcan, Necdet Özcan ve Alper Aktaş müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 31.03.2009 gününde (B) nolu bozma yönünde oybirliği ile karar verildi.
KISMEN KARŞI DÜŞÜNCE:
Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK. nun 220. maddesindeki eylem, haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlendiğinden dolayı CMK. nun 250/1-b maddesine göre özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
TCK. nun 220. maddesinde yazılı suçtan, davanın beraatle sonuçlanmış olması karşısında aynı sanıklar hakkında 6136 sayılı Kanuna aykırılık ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından bağlantı sebebiyle birlikte açılan kamu davasında görevsizlik kararı verilerek dosyanın genel Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Örgüt suçundan beraat kararı verilmesi karşısında, diğer suçların CMK. 250/1-b. bendinde yazılı bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş sayılamayacağı ve dolayısıyla da özel yetkili mahkemenin yetkisinin kalmadığının gözetilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
CMK. nun 252. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendine göre CMK. nun 6. maddesinin uygulanmayacağı da emredici kural olarak düzenlenmiştir. Suçun niteliğinin değişmesi halinde alt dereceli mahkemeye dahi dosyanın gönderilebileceği gözetildiğinde dava ekonomisi, yargılamadaki hızlılık, adalet dağıtımındaki istikrar vb. düşüncelerle yetkili olmayan özel mahkemenin yasal düzenlemelere rağmen içtihatla yetkili kılınması olanaksızdır. Diğer taraftan CMK. nun 251. ve 252. maddeleri, özel yetkili mahkemelerde, sanık hakları yönünden kısıtlayıcı hükümler getirmektedir. Gerçekten de 250. madde kapsamındaki suçlarda, yakalananlar için CMK. nun 91. maddesinin 1. fıkrasındaki 24 saatlik sürenin, 48 saat olarak, olağanüstü hal ilan edilmiş olması halinde ise dört gün ve hatta C. Savcısının talebi ve hakim kararıyla 7 güne kadar uzatılması mümkün olabilmektedir. Ayrıca 250. maddesi kapsamındaki suçlar acele işlerden sayılmakta (CMK. 251/1-a) ve bu mahkemelerdeki tutuklama süreleri de iki kat olarak uygulanmaktadır. (CMK. 251/2)
Bu ve benzer düzenlemelere göre, savunma hakkının kısıtlanacağı ve ayrıca örgütten beraat kararı verildiğinde, özel yetkili ağır ceza mahkemesinin yetkisi dışında kalan suçlardan karar verilebileceğinin kabul edilmesi halinde, bu mahkemelerin yetki ve görev kapsamının genişletilmiş olacağı ve bu hususun Anayasanın hukuk devleti ilkesi ile birlikte düşünülmesi gereken doğal yargıç ilkesine de aykırılık oluşturacağı, kaldı ki yasal düzenlemelerin içtihatla değiştirilemeyeceği nazara alınarak, mahkemece görevsizlik kararıyla dosyanın genel yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmekle, çoğunluğun usul yönünden, kararda isabetsizlik olmadığına ilişkin görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy