(5237 S. K. m. 109)
Dava ve Karar: Kişi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan şüpheliler T. G. ve C. S. A. hakkında, anılan suçtan tutuklanmaları yönündeki A. Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin reddi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesi gereğince adli kontrol altına alınmalarına dair A. 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.12.2007 tarihli ve 2007/497 sorgu sayılı kararına vaki itirazın reddine ilişkin (A.) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.12.2007 tarih, 2007/238 D. iş sayılı kararı ve dosyası ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Kanun'un 109/1. maddesi uyarınca şüphelilerin tutuklanmaları yerine adli kontrol altına alınmalarına, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmalarda hükmedilebileceği cihetle, şüphelilere isnat edilen suçun üst sınırının üç yıldan fazla olduğu gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 31.1.2008 gün ve 6425 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C. Başsavcılığından 7.3.2008 gün ve KYB/2008-31329 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Şüphelilerin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlamasıyla 5237 sayılı Yasanın 109/2, 3-a, b madde ve fıkralarına aykırılıktan tutuklamaya sevkedildikleri, A. 7. Sulh Ceza Mahkemesince tutuklama isteminin reddine şüphelilerin CMK. nun 109 ve devam maddeleri uyarınca adli kontrol altına alınmalarına ve günün belli saatleri arasında belirtilen karakola müracaatlarıyla açılacak defteri imzalamaların karar verilmiştir. C.Savcılığının bu karara yönelik itirazı A. 3. Asliye Ceza Mahkemesince reddedilmiştir.
Adli kontrol kurumunu düzenleyen 5271 sayılı Yasanın 109. maddesinin 1. fıkrasının 100 maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir hükmü ile 4. fıkrasındaki şüphelinin, üçüncü fıkranın (a) ve (f) bentlerinde yazılı yükümlülüklere tabi tutulması bakımından, birinci fıkrada belirtilen süre sınırı dikkate alınmaz hükmü karşısında, tutuklama istemine konu suçun cezasının üst sınırının üç yıldan fazla olması ve A. 3. Asliye Ceza Mahkemesinin günün belli saatleri arasında, belirlenen karakola müracaatla, açılacak defteri imzalamaları biçiminde verdiği adli kontrol altına alma kararı yasaya aykırıdır.
Sonuç: Açıklanan sebeplerle, Yüksek Adalet Bakanlığının Kanun Yararına Bozma istemine dayalı, Yargıtay C. Başsavcılığının ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden A. 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.12.2007 gün 2007/238 değişik iş sayılı kararının CMK. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına iadesi için Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy