(6136 S. K. m. 13) (5237 S. K. m. 7, 44, 50, 53, 58, 106, 170) (765 S. K. m. 264) (5252 S. K. m. 9) (647 S. K. m. 4)
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar oturumuna katıldığı anlaşılan Cumhuriyet Savcısı M.A. (42156)'in gerekçeli karar başlığında adı, soyadı ve sicil numarasının yazılmaması mahallinde tamamlatılması olanaklı yazım eksikliği kabul edilmiştir
Suç tarihindeki yasal düzenlemelere göre sanığa 6136 sayılı Yasanın 13/1. madde ve fıkrası uyarınca hükmedilen temel adli para cezasının 450 Türk lirasından az olamayacağı gözetilmeden, 8 Türk lirası olarak noksan tayini karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1- 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik sanık ve sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı TCK'nın 7. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunlar uygulanır ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde de lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü karşısında; 5237 sayılı TCK'da tekerrürden dolayı cezada artırım öngörülmediği ve anılan yasanın 50. maddesinin, 647 sayılı Yasanın 4. maddesine göre lehe seçenek yaptırımlar ve koşulları taşıdığı mümkün olabileceği göz önüne alınıp 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine uygun olarak karşılaştırma ve belirleme yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması ve suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanık aleyhine sonuç doğuran 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi gereğince sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
2- Sanık hakkında silahla tehdit ve korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçlarından kurulan hükme yönelik sanık, sanık müdafii ve üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,
Ancak;
a- Oluş ve dosya kapsamına göre, daha önceden kendisinin belediyeye şikayet edilmesine kızan sanığın, dükkan komşusu oldukları mağdurun orada olduğunu bilerek dükkanının önünde ele geçirilemeyen ruhsatsız tabanca ile beni Belediye'ye şikayet edenin anasını, avradını sinkaf ederim diyerek 8 el havaya ateş açtığı, bunun üzerine mağdurun seni belediyeye ben ihbar ettim demesi üzerine sanığın silahı mağdura doğrultarak seni öldüreceğim dediği, bu sırada tanık A.B.'nin araya girerek sanığın elinden tabancayı alıp sanığı olay yerinden uzaklaştırdığı, bu şekilde gerçekleşen olayda;
Silahla tehdit ve korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçlarından açılan davalarda, 765 sayılı TCK'nın 264/7. madde ve fıkrasındaki ... eylem başka bir suçu oluştursa bile... şeklindeki düzenlemenin 5237 sayılı TCK'nın 170/1-c madde ve fıkrasında yer almadığı göz önüne alındığında, bir bütün halinde sanığın işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet vermesi nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı gereğince en ağır cezayı gerektiren fiilden hüküm kurulması, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 106/2-a madde ve fıkrası uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, silahla tehdit ve korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulması,
b- Uygulamaya göre de;
aa- Suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanık aleyhine sonuç doğuran 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi gereğince sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
bb- 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasında (a), (b), (d), (e) bentlerinde belirtilen hakları, mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendindeki hakları koşullu salıvermeye kadar kullanamayacağının hükümde gösterilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş Üst C. Savcısı ile sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 02.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy