(5271 S. K. m. 83, 170, 309) (5237 S. K. m. 154)
Dava: Hakkı olmayan yere tecavüz etmek suçundan şüpheliler Remzi Özkur ve Sami Çifçi haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30/11/2008 tarihli ve 2007/2793 soruşturma 2008/224-96 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun'un 174. maddesi gereğince iadesine dair, Kastamonu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/02/2008 tarihli ve 2008/49 iddianamenin değerlendirilmesi sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin 12/02/2008 tarihli ve 2008/256 değişik iş sayılı kararı dosyası ile ilgili olarak;
Şüpheliler hakkında, hakkı olmayan yere tecavüz etmek suçundan kamu davası açıldığı, soruşturma aşamasında tüm delillerin toplanmış bulunduğu, keşif ve bilirkişi hususunun ise hakimin yargılama sonucunda vereceği karara yardımcı olması amacıyla, onun takdirinde yapılan delil toplama işlemi olduğu, keza 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 83 ve devamı maddelerinde de bu hususa işaret edilerek keşfin, hakim veya mahkeme veya naip hakim ya da istinabe olunan hakim veya mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından yapılacağının öngörüldüğü, kural olarak keşfin hakim tarafından yapılacağının belirtildiği, hangi olayda keşif yapılmasına ihtiyaç duyulacağının hakim veya Cumhuriyet savcısınca farklı değerlendirilebileceği, Cumhuriyet savcısının sadece gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu yetkisinin bulunduğu, mümkün olduğunca, gecikme halinde delilin kaybolması ya da değişmesi söz konusu olacaksa ve derhal hakim tarafından keşif yapılma olanağı bulunmuyorsa, Cumhuriyet savcısı tarafından yapılması gerektiği, aksi halde bu hükmün geniş yorumlanarak, gecikmesinde sakıncalı hal olup olmadığına bakılmaksızın her olayda Cumhuriyet savcısı tarafından keşif yapılması gerekeceği, somut olayda suçun niteliği de gözönüne alındığında gecikmesinde sakınca bulunan halden söz edilemeyeceği cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 14.4.2008 gün ve 21739 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığından 6.5.2008 gün ve KYB/2008-95325 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığının 30.1.2008 tarih ve 2008/96 sayılı iddianamesi ile hakkı olmayan yere tecavüz etme suçundan şüpheliler hakkında açılan kamu davasında Kastamonu 1. Asliye Ceza Mahkemesince 8.2.2008 gün ve değerlendirme no 2008/49 sayılı kararla taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro çalışması yapılıp yapılmadığı, taşınmazın tapulu olup olmadığı hususlarında mahallinde keşif yapılması gerektiği ve keşif yapılmadan kamu davası açılmasının isabetsizliği nedenine bağlı olarak iddianamenin iadesine karar verildiği;
İtiraz üzerine de Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin 12.2.2008 gün ve 2008/256 değişik iş sayısı ile ve aynı gerekçelerle itirazın reddine karar verildiği görülmektedir.
Sonuç: 5271 sayılı CMK. nun 83/1. madde-fıkrasında keşfin ... gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılır hükmünün getirildiği; somut olayda gecikmesinde sakınca bulunan halden söz edilemeyeceği cihetle Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 14.4.2008 gün ve 21739 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 6.5.2008 tarih ve 95325 sayılı ihbarname içeriği yerinde görülmekle Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin 12.2.2008 tarih ve 2008/256 değişik iş sayılı kararının CMK. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına gönderilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 16.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy