(6136 S. K. m. 13) (1412 S. K. m. 321, 322) (765 S. K. m. 59, 102) (5271 S. K. m. 223, 231) (5237 S. K. m. 7, 50, 51, 53, 62) (5252 S. K. m. 9) (647 S. K. m. 4, 6)
Dava ve Karar: Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- C. Savcısının temyizinin sanıklar Ş. D. ve S. Ç. haklarında genel güvenliği tehlikeye sokacak şekilde silahla ateş etme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik; müdafiinin temyizinin sanık S. Ö. hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik olduğu anlaşılmakla; C.Savcısı ve sanık S. Ö. müdafiinin temyiz istemleri ile müdafinin sanık Z. K. hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık Ş. D. ve S. Ç.'e atılı genel güvenliği tehlikeye sokacak şekilde silahla ateş etme suçu, sanık S.Ö.'a atılı 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçu ve sanık Z. K.'a atılı genel güvenliği tehlikeye sokacak şekilde silahla ateş etme ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçları için yasa maddelerinde öngörülen cezaların üst sınırına göre, zamanaşımını kesen 19.10.2004 ve 29.12.2004 günlü savunma tarihlerinden, 17.02.2010 karar tarihine kadar TCK. nun 102/4. madde ve fıkrasında öngörülen 5 yıllık sürenin dolduğu, bu süre içerisinde zamanaşımını kesen herhangi bir işlemin de yapılmadığı gözetilerek sanıklar hakkında atılı suçlardan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı görüldüğünden hükmün CMUK. nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususta karar verilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK. nun 322 ve 765 sayılı TCK. nun 102/4. madde ve fıkraları gereğince adı geçen sanıklar hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle CMK. nun 223. maddesi de gözetilerek istem gibi oybirliğiyle (DÜŞÜRÜLMESİNE),
2- Ş.P. müdafiinin temyizine gelince;
Kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunan sanık hakkında CMK.'nun 231. maddesinin uygulanma koşulları oluşmadığından tebliğnamedeki (B) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen kanıtlara, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak:
a) 5237 sayılı TCK.'nun 7/2. madde ve fıkrasında suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur hükmü ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde de lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü karşısında; 5237 sayılı Yasanın 62. maddesinin 765 sayılı TCK.'nun 59. maddesine göre lehe olduğu; 5237 sayılı Yasanın 50. ve 51. maddelerinin, 647 sayılı Yasanın 4. ve 6. maddelerine göre lehe seçenek yaptırımlar ve erteleme koşulları taşıdığı ikisinin birlikte uygulanma olanağı yoksa da bunlardan birinin uygulanmasının mümkün olabileceği gözönüne alınıp, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine uygun olarak karşılaştırma ve belirleme yapıldıktan sonra 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan bir karar verilmesi gerekirken böyle bir karşılaştırma ve değerlendirme yapılmaksızın yazılı biçimde hüküm kurulması,
b) 5237 sayılı TCK.'nun 62. maddesinde takdiri indirim nedeni olarak failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların düzenlenmesi karşısında, genel güvenliği tehlikeye sokacak şekilde silahla ateş etme suçundan kurulan hüküm de bu hususlar irdelenerek bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçe ile takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
c) Sanık hakkında genel güvenliği tehlikeye sokacak şekilde silahla ateş etme suçundan hükmolunan hapis cezası nedeniyle, mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK.'nun 53. maddesi uygulanırken hak yoksunluğunun kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar, diğer hakları yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi yerine süresi belirtilmeksizin hak yoksunluğuna karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 23.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy