(5237 S. K. m. 42, 50, 151, 152)
Dava ve Karar: Gereği görüşüldü:
I- Suça sürüklenen çocuğun, arkadaşı olan tanık O. G.'le alkol aldığı sırada aralarında geçen konuşmaların tanık O. G. tarafından cep telefonuna kaydedilmesi üzerine, çözümü yapılan konuşmaların hükme esas alındığı anlaşılmakla, içeriği suça sürüklenen çocuk tarafından doğrulanmayan ve suça sürüklenen çocuğun rızası dışında kaydedildiği anlaşılan bu delilin hükme esas alınamayacağı da gözetilerek, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, maddi bulgularla desteklenen her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetildiğinde, atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
II- Kabul ve uygulamaya göre de;
1- Suça sürüklenen çocuğun, katılanlara ait evi kasten yakması eyleminin, hem mala zarar verme hem de genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarıyla korunan hukuki değerleri ihlal ettiği, ancak genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun yakarak mala zarar verme suçunun ağırlatıcı nedenini oluşturduğu, dolayısıyla TCK.nun 42 nci maddesi uyarınca eylemin kanun maddesindeki tanımında yer aldığı gibi biri diğerinin unsurunu veya ağırlatıcı nedenini oluşturan tek fiil sayılan bileşik suç niteliğinde olduğu, bileşik suçta içtima hükümlerinin uygulanmayacağı, suça sürüklenen çocuk hakkında TCK.nun 151/1, 152/2-a maddeleri gereğince sadece yakarak mala zarar verme suçundan hüküm kurulmasıyla yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, hem yakarak mala zarar verme hem de genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması,
2- 28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 65 inci maddesiyle 5237 sayılı TCK.nun 152/2-son maddesinde yapılan değişiklik neticesinde, mala zarar verme suçunun yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanılarak işlenmiş olması halinde, "verilecek ceza iki katına kadar artırılır" cümlesi, "bir katına kadar arttırılır" şeklinde değiştirilmiş olması karşısında; suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun lehe kanun değişikliği kapsamında yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Suç tarihinden önce hapis cezasına mahkum edilmediği anlaşılan 18 yaşını doldurmamış bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50/3 üncü maddesi uyarınca aynı maddenin 1 inci fıkrasındaki tedbirlerden birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılanların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.03.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy