(5271 S. K. m. 223) (5237 S. K. m. 58, 64)
Dava: Gereği görüşüldü:
Karar: Hükmedilen hapis cezasının süresi itibariyle koşulları bulunmadığından sanıklar S. E., A. E. E., M. E. ve V. E. müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin C.M.U.K.nun 318. maddesi gereğince (reddine), karar verilerek tüm sanıklar hakkında dosya üzerinden yapılan incelemede:
I-Ç. oğlu-1994 doğumlu sanık E. K.'nın gerekçeli karar başlığına mahallinde eklenmesi mümkün görülmüş ve hakkında "Piyasaya sahte para sürmek ve suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak" suçlarından açılan kamu davalarında C.M.K.nun 223/7. madde ve bendi uyarınca sanık için önceden açılmış bir dava olması sebebiyle verilen davanın reddine dair kararı temyizde sanığın hukuki yararının bulunmadığı gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin C.M.U.K.nun 317. maddesi uyarınca oybirliğiyle reddine,
II-Sanıklar S. E., A. E. E., M. E., V. E., Ç. K., B. E., S. G. hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve piyasaya sahte para sürme: sanıklar C. A., M. A. ve S. K. hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma. sanık M. G. hakkında parada sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde:
Tedavül: sahte para veya paraya eşit sayılan değerlerin, mal veya hizmet alımında kullanılarak piyasaya sürülmesidir. Failin asıl amacı sahte olan değerleri piyasaya sürmek ve bu şekilde haksız kazanç sağlamaktır. Sahte paranın başka bir kişinin egemenlik alanına girmesiyle tedavüle koyma suçu tamamlanmaktadır. Failin icra hareketlerini tamamlamasına rağmen sahte paranın başkasının egemenlik sahasına girmemesi durumunda ise, tedavüle koyma suçu teşebbüs aşamasında kalmakta fakat dolaşıma koymak için bilerek bulundurma suçu oluşmaktadır.
Aynı anda üretilen, nakledilen, ülkeye sokulan paraların tümü tek bir suç oluşturmaktadır. Sayılan fiillere katılmadan, yasal olmayan yollardan elde edilen bir miktar sahte para ve paraya eşit sayılan değerlerin kullanıma sunulması ise, "tedavüle koymak" fiilini oluşturmakta ve niteliği itibariyle sürekliliği gerektirmesi sebebiyle tek bir suçu teşkil etmektedir. Ancak bu durum, yıllarca devam eden fiilin her zaman tek bir suçu oluşturacağı şeklinde de yorumlanmamalıdır. Fiili veya hukuki kesintinin varlığı halinde ayrı suçların oluştuğu kabul edilmelidir. Hukuki kesinti iddianamenin düzenlenmesi, mahkumiyet kararı, vazgeçme üzerine verilen düşme kararı, af yasası gibi durumların ortaya çıkmasıyla gerçekleşmektedir. Fiili kesinti ise failin eylemine ara vermesi veya tutuklanması, askere gitmesi, uzun süre hastanede yatması gibi bir sebeple eylemin sürdürülememesi hallerinde meydana gelmektedir. Bu durumlarda eylemlerin gerçekleştirildiği yer ve araya giren zaman aralığı, yeni bir suç işleme kastı fiili kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti açısından önem arz etmektedir.
Sanık A. E. E.'in Batman ilinde piyasaya sahte para sürmek isterken yakalandığı ve hakkında işlem yapıldığı, daha sonra Adana iline taşındıktan sonra Adana ilinde sahte para tedavüle koyma girişiminde bulunduğu sırada yakalandığı anlaşılmaktadır.
İki olayın meydana geldiği yerler arasındaki mesafe ve araya giren zaman dilimi dikkate alındığında fiili kesintinin gerçekleştiği, sanığın Batman ilinde yakalandığı ancak serbest kaldığı, taşındığı Adana ilinde yeni bir ortamda daha rahat ve kolay hareket edeceği, aranmadığı ve tanınmadığı düşüncesiyle yenilenen suç kastıyla eylemini gerçekleştirdiği, bu sebeplerle temadinin kesildiği ve fiili sebeple kesilen temadiden sonra sanığın Adana'da gerçekleştirdiği eyleminin yeni bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Davaya konu olayda eylemlerin birden fazla sayıda olan mağdurlara karşı farklı yer ve zamanlarda ayrı kasıtlar altında değişik hareketle gerçekleştirilmesi ve fiili kesintinin varlığı sebebiyle 5237 Sayılı T.C.K.nun 43. maddesinin unsurları gerçekleşmemiştir.
Bu itibarla, sanığın Batman ve Adana ilinde farklı tarihlerde gerçekleştirdiği fiillerinde kesintisiz suç hükümleri uygulanamayacağından, tebliğnamedeki (2) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiş ve sanık S. E.'in tekerrüre esas geçmiş mahkumiyeti bulunması karşısında, hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nun 58. maddesinde belirtilen mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına hükmedilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanıklar M. E., S. E., V. E., A. E. E. müdafilerinin, suçun sabit olmadığına, cezanın paraya çevrilmesi gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına; sanık C. A. müdafiinin, suçun sabit olmadığına; sanık M. A. müdafiinin, suçun sabit olmadığına; sanık S. G. müdafiinin, suçun sabit olmadığına, cezanın ertelenmediğine, cezanın paraya çevrilmesi gerektiğine ve lehe hükümlerin uygulanmadığına; sanıklar S. K. müdafiinin, bir sebebe dayanmayan; sanık B. E. müdafiinin, suçun sabit olmadığına, cezanın ertelenmediğine, cezanın paraya çevrilmesi gerektiğine ve lehe hükümlerin uygulanmadığına; sanık M. G. müdafiinin, savunma hakkının kısıtlanmasına, sanığın suçu işlemediğine; sanık Ç. K. müdafiinin, suçun sabit olmadığına ve lehe hükümlerin uygulanmadığına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin oybirliğiyle ONANMASINA,
III-Sanıklar V. Ç. ve E. K. (M. oğlu 1964 dl) ve A. (E.) K. hakkında kurulan hükümlere yönelik temyize gelince;
1-UYAP ortamından alınan nüfus kayıt örneğine göre sanık V. Ç.'in hükümden sonra 1.1.2012 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu husus araştırılarak sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 Sayılı T.C.K.nun 64. maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
2-İletişim tutanaklarına göre 1964 dl-E. K.'la sanık S. K.'un konuştukları, 14.12.2007 tarihli arama tutanağına göre ise Ç. oğlu-1994 dl. E. K.'nın üzerinde 3 adet sahte paranın ele geçirildiği anlaşılmasına rağmen, hükmün gerekçesinde paranın 1964 dl. E. K.'da yakalandığı ve iletişim tutanakları da gözetildiğinde suçunun sabit olduğu gerekçesiyle sanık hakkında yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
3-Sanık A. (E.) K.'un telefona bakarak eşinin söylediklerini karşı tarafa aktarmanın dışında atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasını gerektirir yeterlilikte her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatı yerin yazılı gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık E. K. ve A. (E.) K. müdafileriyle sanık V. Ç.'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.02.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy