(5237 S. K. m. 31, 52, 62, 151, 165)
Dava: Mala zarar verme suçundan sanık ...’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/1, 31/3, 62 ve 52/1. maddeleri gereğince 1.320,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair MERSİN 1. Çocuk Mahkemesinin 03.05.2011 tarihli ve 2010/566 esas, 2011/268 sayılı kararını kapsayan onaylı dosya sureti incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanığın mala zarar verme suçu ile birlikte işlediği iddia olunan hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarının temyizi üzerine Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 29.04.2014 tarihli ve 2013/18440 esas, 2014/15138 sayılı ilamında, “...Dosya kapsamından, müşteki ...'ın işyerinden 3 adet av tüfeği ile bilgisayar kasası ve LCD monitörün çalındığı, 15.10.2010 tarihli ihbar tutanağına göre suça sürüklenen çocuk ...'ın evinde yapılan aramada, 1 adet av tüfeğinin ele geçirildiği, müştekiden çalınan diğer malzemelerin ele geçirilemediği, suça sürüklenen çocuk ...'ın suça konu tüfeği ...'dan aldığı yolundaki beyanının ... tarafından da doğrulandığının anlaşılması karşısında, farklı tarihlerde birlikte hırsızlık yapmaları da gözönünde bulundurularak, suça sürüklenen çocuk ...'ın eyleminin, TCK.nun 165. maddesine mümas suç eşyasını bilerek satın alma veya kabul etme suçunu oluşturduğu gözetilmeden hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından yazılı olduğu şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş...” şeklinde bozulmasına karar verilmesi karşısında, sanığın müşteki ...’a karşı hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçlarıyla birlikte işlediği iddia olunan ancak yasal imkansızlık nedeniyle temyiz incelemesine konu olamayan mala zarar verme suçunun da yasal unsurlarının oluşmadığı, zira sanık ...'ın, suça konu av tüfeğini dosyanın diğer sanığı ...'dan satın aldığı, sanık Sezgin'in de bu durumu doğruladığı anlaşılmakla, sanığın eyleminin suç eşyasını bilerek satın alma veya kabul etme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 15.05.2017 gün ve 8702 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2017 gün ve KYB/2017-34488 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından açılan kamu davasında, her üç suçtan mahkumiyet kararı verildiği, temyizi üzerine Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 29.04.2014 tarihli ve 2013/18440 esas, 2014/15138 karar sayılı ilamı ile "....suça sürüklenen çocuğun eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 165. maddesine mümas suç eşyasını satın alma veya kabul etme suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması" gerekçesiyle suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan hükümlerin bozulmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, bu suçlar ile birlikte, eylem bütünlüğü içerisinde işlendiği iddia olunan mala zarar verme suçundan açılan kamu davasında da suça sürüklenen çocuğun beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, Mersin 1. Çocuk Mahkemesi'nin 03.05.2011 tarih ve 2010/566 esas, 2011/268 sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, suça sürüklenen çocuğun atılı mala zarar verme suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK.nun 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE, hükmolunan cezanın ÇEKTİRİLMEMESİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.05.2018 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)