MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Parada sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre ; sanığın şikayetçiye ait iş yerinde giderek para bozdurduğu iddia, savunma ve kamera kayıtlarından anlaşılmakta ise de;
sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarının aksine, suça konu sahte paranın sanık tarafından şikayetçiye verildiğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.07.2020 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın şikayetçiye ait işyerine giderek döviz bozdurduğu ve bir süre sonra bozuk paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın 04.07.2014 tarihli raporuna göre sahte olan 200 TL’yi bozdurduğu sanıkla aralarında herhangi bir husumetten bahsedilmeyen şikayetçi ve eşinin beyanları, sanığın 200 TL para bozdurduğunu kabule yönelik olayı doğrulayan savunması ve sanığın şikayetçiye ait büfeye giderek para bozdurduğuna ilişkin kamera görüntüleriyle
sabit olması nedeniyle mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmaması nedeniyle sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun sanığın beraat etmesi gerektiğine yönelik bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. 08.07.2020
Full & Egal Universal Law Academy