İhbarname No : KYB - 2020/13217
Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 292/1. maddesi gereğince 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/04/2018 tarihli ve 2017/300 esas, 2018/262 sayılı kararı ile adı geçen sanığın aynı suçtan anılan Kanun’un 292/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/10/2017 tarihli ve 2017/456 esas, 2017/996 sayılı kararını kapsayan dosyalar ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre;
Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/04/2018 tarihli ve 2017/300 esas, 2018/262 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Sanık hakkında, kapalı infaz kurumuna iadesine dair İzmir 1. İnfaz Hâkimliğinin 17/03/2017 tarihli ve 2017/1488 esas, 2017/1652 sayılı kararına rağmen 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A-8 maddesinde öngörülen iki günlük süre içerisinde teslim olmadığı gerekçesiyle hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ise de, hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken süre içerisinde başvurmaması nedeniyle denetimli serbestlik kararının kaldırılarak hükümlünün kapalı infaz kurumuna iadesine dair İzmir 1. İnfaz Hâkimliğinin 17/03/2017 tarihli ve 2017/1488 esas, 2017/1652 sayılı hükümlünün yokluğunda verilen kararın doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince tebliğ edildiği, 7201 sayılı Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, anılan Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. Maddesi hükümlerine göre,
“Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, hükümlünün yokluğunda verilen kararın doğrudan mernis adresine gönderildiği, yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı cihetle, 5275 sayılı Kanun'un 105/A-8 maddesinde "Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292 nci ve 293 üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır." şeklinde düzenlenen suçun yasal unsurlarının oluşmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde,
Kabule göre de;
Hükümlünün cezasının infazı sırasında, İzmir 1. İnfaz Hâkimliğinin 10/02/2017 tarihli ve 2017/693 esas, 2017/767 sayılı kararı ile cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verildiği ve aynı gün İzmir Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından, hükümlünün 3 gün içinde İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmesi, mazereti bulunmadığı halde müracaat etmemesi halinde ise kapalı ceza infaz kurumuna iade edileceği hususlarını içerir belgenin hükümlüye tebliğ edildiği, hükümlünün yasal süresi içerisinde müracaatta bulunmadığından bahisle İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 07/03/2017 tarihli talebi üzerine, İzmir 1. İnfaz Hâkimliğinin 17/03/2017 tarihli ve 2017/1488 esas, 2017/1652 sayılı kararı ile hükümlünün cezasının infazı için kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verildiği, kararın tebliğ edilmesine rağmen belirtilen süre içerisinde müracaat etmediğinin anlaşılması karşısında;
Sanık hakkında İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/10/2017 tarihli ve 2017/456 esas, 2017/996 sayılı kararına konu suçun, İzmir 1. İnfaz Hâkimliğinin 10/02/2017 tarihli ve 2017/693 esas, 2017/767 sayılı kararına istinaden hükümlünün yasal süresi içerisinde İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmemesine ilişkin olup, bu eylemin suç tarihinin 15/02/2017 iddianame düzenleme tarihinin ise 31/05/2017 olduğu, Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/04/2018 tarihli ve 2017/300 esas, 2018/262 sayılı kararına konu suçun ise sanığın usulüne uygun tebliğe rağmen kapalı ceza infaz kurumuna iki gün içinde başvurmaması olup, suç tarihinin 16/04/2017 iddianame düzenleme tarihinin ise 05/05/2017 olduğu, her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukukî kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin her bir eylem için ayrı ayrı ceza tayininde,
. İsabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 23/01/2020 gün ve 7328 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/01/2020 gün ve KYB/2020-13217 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükümlü olarak İzmir Buca Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunmakta iken İzmir 1. İnfaz Hakimliği'nin 10.02.2017 tarih ve 2017/693-767 E-K. Sayılı kararı ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen ve bu kararın kendisine tebliğ edilerek 3 gün içerisinde Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü'ne teslim olması gerektiği bildirilen hükümlü ...'in bu sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmemesi eylemi nedeniyle, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 31.05.2017 tarihli iddianame ile hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde dava açıldığı, firarilik durumu devam ederken hükümlünün belirtilen denetimli serbestliğe müracaat etmemesi nedeniyle bu kez İzmir 1. İnfaz Hakimliği'nin 17.03.2017 tarih ve 2017/1488 Esas sayılı kararı ile şartlı tahliye tarihine kadar olan sürenin kapalı ceza infaz kurumunda geçirilmesine karar verilerek, bu kararın MERNİS adresinde hükümlüye tebliğ edildiği, buna rağmen yasal süre olan iki gün içerisinde teslim olmadığından bahisle de ceza infaz kurumunun suç duyurusu üzerine ayrı evrak düzenlenerek bu kez Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yine hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan 05.05.2017 tarihli iddianame ile Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde dava açıldığı ve her iki mahkemece hükümlünün mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de;
Denetimli serbestliğe müracaat etmemesi ile 15.02.2017 tarihinde başlayan ve hükümlülük statüsü devam ederken 11.05.2017 tarihinde yakalanması ile sona eren firar eylemenin temadi eden tek bir suçu oluşturduğu ve her iki dosyanın birleştirilerek karar verilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünde, Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.04.2018 tarihli ve 2017/300 esas, 2018/262 sayılı kararı ile İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2017 gün ve 2017/456-996 E-K. sayılı kararının 5271 CMK.nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın
Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 16.06.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy