MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK'nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
Somut olayda, hakkında bir soruşturma veya kovuşturma bulunmayan ancak kesinleşmiş mahkumiyet hükmü nedeniyle infaz için yakalama kararı bulunan sanık ...'ın 03.12.2014 günü saat 08:00 sıralarında kolluk görevlileri tarafından yapılan rutin yol kontrolü esnasında ... plakalı aracın sürücüsü olduğu ve kolluğa kimlik kartının yanında olmadığını beyan ederek ... adına düzenlenmiş sürücü belgesini ibraz ettiği ancak sürücü belgesi üzerindeki fotoğrafın sonradan yapıştırılmış olabileceği hususunda şüphe duyulması üzerine yeniden kimlik kartını göstermesi istenildiğinde adına düzenlemiş kimlik kartını ibraz ederek gerçek kimliğini söyleyip hakkında yakalama emri bulunmasından dolayı üzerinde tahrifat yaptığı iş arkadaşı ...'a ait sürücü belgesini kullandığını beyan ettiği ve yine yapılan üst aramasında üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ancak ... adına düzenlenmiş sürücü belgesinin de ele geçtiği ancak suça konu belgelerin aldatma yeteneğine haiz olmadıkları, sanığın başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nın 268. maddesinde düzenlenen “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun unsurlarının oluşmadığı gibi kolluk görevlilerine ibraz edilen kimliğe göre de bir belgenin düzenlenmemesi nedeniyle TCK'nın 206/1. maddesinde tanımlanan "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunun da oluşmadığı, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. maddesinde düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahatini oluşturacağı, bunun da aynı maddeye göre idari yaptırımı gerektirdiği, ancak anılan Yasanın 20/2-c maddesi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla, sanığın temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmekle hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, 5326 sayılı Kanunun 20/2-c maddesi uyarınca sanığın kabahat oluşturan eylemiyle ilgili soruşturma zamanaşımı dolduğundan hakkında aynı Kanunun 20/1. maddesi gereğince İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 22.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy