(743 S. K. m. 448, 634, 639) (1086 S. K. m. 185) (818 S. K. m. 213) (766 S. K. m. 33)
Dava: O.Nuri vekili ile Hazine vekili aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair, Karacabey Asliye Hukuk Hâkimliği'nden verilen 26.1.1985 gün ve 180/740 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 161 ada 16 ve 17 parsellerin Ramazan oğlu Ahmet'e ait iken, İbrahim Ağa adında birisine satıldığını, İbrahim Ağa'nın da Ahmet'in Mustafa'ya ve Mustafa'nın da kendisine sattığını ileri sürerek Hazine üzerindeki kayıtların iptali ile taşınmazların adına tesciline karar verilmesini istemiştir. 17 parsel hakkındaki dava 4.12.1984 tarihli yargılama oturumunda davacı tarafından müracaata bırakılmış ise de, aynı yargılama oturumunda Hazine temsilcisi dava konusu taşınmazın kayden Hüseyin adında bir şahsa ait olduğunu, kendileri ile bir ilgisi bulunmadığını bildirmiş ve müracaata bırakmaya karşı çıkmıştır. Gerçekten de, Hazine temsilcisinin bu beyanı davanın müracaata bırakılmasına muvafakat anlamına gelmez. HUMK.'nun 185. maddesi hükmüne göre, bir davanın müracaata bırakılması karşı tarafın muvafakatına bağlıdır. Hazine tarafından 17 parsel hakkındaki davanın müracaatta bırakılmasına muvafakat edilmemiş olmasına göre bu taşınmazla ilgili uyuşmazlığın çözümlenmesi, anılan taşınmaz bakımından Hazine'nin davada hukukî yararı bulunup bulunmadığının ve dolayısıyla davada sıfat yokluğu olup olmadığının araştırılması ve Hazine'nin davalı sıfatı yoksa bu parsel hakkındaki davanın açıklanan nedenle reddine karar verilmesi gerekir.
16 parsel hakkındaki temyiz itirazlarına gelince: Bu parselin 27 Kanunuevvel 1932 tarihli ve 47 numaralı tapu kaydı ile Ramazan oğlu Ahmet'e ait olduğu hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Ramazan oğlu Ahmet mirasçılık belgesi tarihine göre 1963 yıllarında mirasçısız ölmüştür. Davacı taraf bu taşınmazın bundan önce ve dava tarihine göre 30 yıl evvel az önce açıklanan kimselere haricen satıldığını ve onlardan da kendisine geçtiğini ileri sürmüştür. Dava konusu taşınmaz Ramazan oğlu Ahmet adına tapuda kayıtlı bulunmaktadır. M.K.'nun 634 ve B.K.'nun 213. maddesi hükümlerine göre satışın geçerli sonuç doğurabilmesi için resmî şekilde yapılmış olması gerekir. Resmî şekle uymayan satış hukuk açısından geçersizdir. O itibarla 1953 yıllarına rastlayan satış Hazine bakımından hüküm ifade etmez. Taşınmazın Ramazan oğlu Ahmet'e ait olduğunu kabul etmek gerekir. Ramazan oğlu Ahmet 1963 yıllarında mirasçısız öldüğüne göre, taşınmaz M.K.'nun 448. maddesi uyarınca kanun gereği Hazine'ye kalmış olmaktadır. Kanun gereği Hazine'ye kalan taşınmazların zilyedlik yolu ile iktisabı mümkün değildir. 1617 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Öntedbirler Kanunu ile değişik 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 33. maddesinin son fıkrası hükmü de bu görüşü doğurmaktadır. Bu durumda M.K.'nun 639/2. maddesi hükmünün davacı lehine uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. Davanın reddi gerekir.
Sonuç: Hazine'nin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy