(743 S. K. m. 6, 581)
Dava ve Karar : Hatice ve müşterekleri vekilleri ile Sentetik .....vekili aralarında tapu iptali ve tescil davasının reddine dair, Nevşehir, 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.11.1985 gün ve 390/485 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacılar, dava konusu taşınmazın muris Mustafa'dan kaldığını, mirasçılardan Ekrem tarafından davalı şirkete satılan taşınmazın geçerli olarak devrinin mümkün olamayacağı ileri sürülmek suretiyle iptal ve tescile karar verilmesi istenilmiştir. Davalı taraf, dava konusu taşınmazın muris Mustafa dan kaldığını, ancak taksim sonucu mirasçılardan Ekrem'e isabet ettiğini ve Ekrem'den satın almış olduklarını savunmuştur. Şu hale göre, taşınmazların davacıların miras bırakanı Mustafa'dan kaldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. İddia şekli gözönünde tutularak davacılardan miras bırakanlarına ait mirasçılık belgesi istenmesi, tereke iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi ise, dava şartı yönünden tüm mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması yahut M.K.'nun 581. maddesi uyarınca miras ortaklığına bir mümessil tayin ettirilmek suretiyle onun huzuru ile davaya bakılması ve bundan sonra işin esasına geçilmesi gerekir. Bu yön dava şartı olduğundan mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulmalıdır. Mahkemenin kabul şekline gelince: Mahkemece davacıların iyi niyetli olmadıkları, bu sebeple davayı açamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taşınmazın davacıların ortak miras bırakanından kaldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığına göre, ispatı gereken husus taşınmazın taksim edilip mirasçılardan Ekrem'e isabet ettiği ve Ekrem'in taşınmazı kendilerine geçirdiği hususudur. M.K.'nun 6. maddesi hükmüne göre bu durumda taksimin varlığını ispat etmek davalı tarafa düşer. Davalı tarafın gösterdiği tanıklar taşınmazın taksim neticesinde Ekrem'e düştüğü hususunda bir açıklama da bulunmamışlardır. Bu durumda taşınmazın miras bırakandan kaldığını kabul etmek gerekir. Şayet taşınmaz iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi ise mirasçılardan tek başına Ekrem'in satışı geçerli sonuç doğurmaz. Zilyedliğin de davacılarda olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mirasçılardan birisinin bir süre taşınmazı tasarruf etmesi taksim anlamına da gelmez. Az önce açıklanan dava şartı yerine getirildikten sonra davalı tarafın savunmasını ispat edemediği gözönünde tutularak davanın kabulü yönüne gidilmesi gerekir. Aksine düşüncelerle davanın reddine karar verilmesi yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 1.500 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy