(743 S. K. m. 639)
Dava: Mustafa, mirascısı Duriye, Salih veresesi Feriha ve müşterekleri ile Hasımsız aralarındaki dava hakkında, (Hatay İkinci Asliye Hukuk Hakimliği)nden verilen 28.6.1990 gün ve 506-366 sayılı hükmün Dairenin 29.4.1991 gün ve 1852-5781 sayılı ilamiyla reddine karar verilmişti. Hanna oğlu Samaan tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece, nizalı taşınmaza ait kayıtta malik gözükenlerden bir bölümünün gaip olduğu kabul edilerek, bunlar üzerindeki payların hukuki değerini yitirmiş olduğu sebep gösterilmek suretiyle kaydın iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiştir. Mahkemece sadece gaiplik kararı gözönünde tutulmuş, gaip olan kimsenin mirascılarına ya da, Hazineye dava yöneltilmemiştir. Hükümden sonra gaibin olmadığını ileri sürerek taraf olmayan kimse tarafından hüküm temyiz edilmiş ancak onama kararında temyiz eden kimse taraf olmadığı esasen taraf gösterilmeden verilen bu hükmün infaz kabiliyeti bulunmadığı, o itibarla temyiz edenin aleyhine, lehine bir durum yaratmayacağı gerekçeleri ile temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Hanna oğlu Samaan, Dairece verilen bu hükmü karar düzeltme yolu ile düzeltilmesini ve hükmün bozulmasını istemektedir. Karar düzeltme talebinde bulunan Samaan'ın kayıtta malik gözükenlerden birisi ve aynı zamanda gaip olduğu bildirilen diğer üç kayıt sahibinin yegane mirascısı olduğu ileri sürülmüştür. Dosya içerisindeki mirascılık belgesi bu iddiayı doğrulamaktadır Dava, tapudaki bir kısım paylara ait kayıtların iptaline ilişkin bulunmaktadır. MK.nun 639/2. maddesine dayanılmıştır. Kayıtta malik gözükenlerden birisinin gaip olması veya 20 yıl evvel ölmüş olması halinde Hazinenin mirascılığı söz konusu olabilir. O itibarla, bu tür uyuşmazlıklarda kural olarak Hazinenin davada taraf olarak gösterilmesi gerekmektedir. Gaip olan kimsenin mirascıları ortaya çıktığı veyahut kayıt maliklerinin veya mirascılarının sağ olduğu belirlendiği takdirde bunların da davalı olarak gösterilmesi gerekecektir. Gaip olan ya da ölen kimse mirascı bırakmış ise tereke bu mirascıya ya da mirascılara intikal edeceğinden, gerçek hasım belli mirascılar olacaktır. Olayımızda, Samaan kendisinin gaip olmadığını iddia etmekle gaiplik kararına süresi içerisinde karşı durmuştur. Ayrıca, iptaline karar verilen kayıtta malik olarak gözüken kimselerin mirascısı olarak gözükmektedir. Bu şartlar altında davanın adı geçene yöneltilmesi şarttır. Hazine ile birlikte davanın bu kişiye yöneltilmesi ve taraf teşkili tamamlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. Her ne kadar karar tashihi talebinde bulunan kimse dosyada taraf durumunu almamış ise de hüküm tamamen bu kişi aleyhine kurulmuş bulunmaktadır. Bu bakımdan, hükmün sonucundan etkilenmektedir. Hükmü temyiz etmekte veya karar düzeltme talebinde bulunmakla hukuki yararı vardır. O itibarla, dairenin temyiz talebinin reddine ilişkin kararı yanlışa dayanmaktadır. Samaan'ın düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin yanlışa dayanan 29.4.1991 tarihli ve 1991/1852-5781 sayılı temyiz talebinin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına ve hükmün az önce açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 7700 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 5.3.1992 tarihinde oybirliği ile karar verildi. *
Full & Egal Universal Law Academy