(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 14) (818 S. K. m. 61) (766 S. K. m. 42)
Dava: Hüseyin ve Güler ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair, Çorum İkinci Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 9.6.1988 gün ve 794/274 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Dosya münderecatına ve toplanan delillere göre taşınmazın davacılar tarafından tapulama tespit tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun şekilde tasarruf edildiği belirlenmiş bulunmaktadır. Bu durumda taşınmaz tapulama tesbit tarihinde olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılmış olmaktadır. Başka anlatımla, o tarihte davacıların bu taşınmaz üzerinde mülkiyet hakları doğmuş bulunmaktadır. Bundan sonra İdare tarafından davacılardan ecrimisil adı altında bir para alınması haksız zenginleşme sayılır. Davacılar bunun Hazineden alınıp kendilerine verilmesini istemişler, mahkemece açıklanan gerekçelerle talep yerinde görülerek hem davanın iptal ve tescil yönünden kabulü yönüne gidilmiş hem de haksız olarak alınan paranın tahsiline karar verilmiştir. Hüküm her iki yönden yasaya uygun bulunmaktadır.
Sonuç: Hazinenin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/J maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve iptal ve tescile ilişkin hüküm bölümünün onanmasına oybirliğiyle; diğer bölümde oyçokluğu ile 11.02.1993 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Nizalı 1428 parsel, 30 parselden ifraz sonucu oluşmuştur. 30 parsele ait tapulama tutanağında 28,29,442 ve 443 parsellere uygulanan 31 numaralı vergi kaydının batısı boşluk okuduğundan kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tesbit edildiği, davacıların itirazı üzerine tapulama komisyonunun 24.2.1981 günlü kararı ile tesbitin iptaline, 11000 metrekare yüzölçüme sahip taşınmazın boşluktan kazanılmadığı ve davacılar tarafından 30-40 yıldan bu yana tasarruf edildiği açıklanmak suretiyle bu kısmın 30 parsel numarası ile davacılar, geriye kalan nizalı 13800 metrekarelik kısmın Hazine adına tesbitine karar verilmiş ve sicil oluşmuştur. Davacılar ve diğer müşterekler adına tesbit ve tescil edilen 28,29,442 ve 443 parsellere ait 31 numaralı vergi kaydının batı sınırı boşluk olarak gösterilmiştir. Bu tür sınırlar değişir ve genişletilmeye elverişli sınırla sayılır: Mülga 766 sayılı Tapulama Kanununun 42. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükümlerine göre değişen sınırları içeren kayıtlar miktarı ile geçerlidir. Kayıttaki miktar kadar 29,28,442,443 parsel olarak kayıt mükellefinin mirasçıları adına tesbit edildiğine göre Hazine adına tesbit ve tescil edilen nizal yerin kaydın batısında yer alan boşluktan kazanıldığı sonucuna varılır. Kayıt miktar fazlasının Hazine adına yazılması bu nedenle kanuna uygun olmaktadır. Hazine adına yasaya uygun bir şekilde sicil oluştuktan sonra taşınmazdan yararlanmalarını sürdüren davacılardan kira parası adı altında tahsil edilen paralar, taşınmazın hukuki semeresi olup bu paraların tahsili haksız zenginleştirme olarak nitelendirilemez. Diğer yönden sicilin oluştuğu günden itibaren Hazine taşınmazın maliki olup, taşınmazdan yararlanmasında iyi niyetli sayılır. Davacıların tesbitten önceki zilyetliğe dayanarak Hazine aleyhine açtıkları iptal ve tescil davasının başarıya ulaşması nedeniyle iade ile karşı karşıya kalan Hazinenin az önce açıklandığı üzere iyi niyetli olması nedeniyle elde ettiği semereleri iade sorumlu olamaz. Kural olarak iyi niyetli zilyet elde ettiği semere ve ecrimisil bakımından herhangi bir sorumluluk altında değildir. Kayıt iptal edilene dek taşınmazdan yararlanma Hazine bakımından sebepsiz zenginleşmede sayılamaz. Bu açıklamalar karşısında yerel mahkemenin hiç bir gerekçeye dayanmayan 11.730 TL. ecrimisilin Hazineden alınmasına ilişkin hüküm bölümü yasaya aykırıdır. Bu gerekçelerle değerli çoğunluğun onama düşüncelerini paylaşmadığımızdan, hükmün ecrimisile ilişkin bölümü bozulmalıdır.
Full & Egal Universal Law Academy