(743 S. K. m. 2, 931, 932, 933)
H ile M ve A, dahili davalılar H ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair, (Van Birinci Asliye Hukuk Hakimliği)nden verilen 26.2.1992 gün ve 49/79 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ve dahili davalılar taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Taraf iddia ve savunmalarına göre, davalılardan A'nin yolsuz tescile ve tapu kaydına dayanılarak iyi niyetli ayni hak iktisap ettiği ve dava konusu 720 parsel numaralı tapuya taşınmazı temellük ettiği anlaşılmıştır. Davacı, tapuda kayıtlı ve nizalı taşınmaz malı iktisap eden davalı A'ye karşı iptal davası açtığına göre, davacının dava açma iradesi, davalının iktisabının kötü niyete dayalı olduğu iddiasını da taşır. Davalı A adına tesis edilen nizalı taşınmaza ait tapu kaydı satın alma sonucu oluştuğuna göre MK.nun 931. maddesine dayanabilir. Ancak, davalının satın almada kötü niyetli olduğunun davacı tarafından iddia ve ispatı gerekir. Davacı, bu davayı açmakla davalının kötü niyetli olduğunu da iddia etmiş sayılır. Ancak, bu hususun tarafların ibraz edecekleri delillerle açıklığa kavuşturulması gerekir. Mahkeme, davalı A'nin kötü niyetli olduğunu araştırmadan kendi kanaat ve yorumu ile kötü niyetli olduğu sonucuna varmış ve davanın kabulüne karar vermiştir.
Yolsuz tescile dayanarak ayni hak iktisap eden üçüncü şahsın (davamızda davalı A'nin) iyi niyetli olup olmadığı ve yolsuzluğu hangi hallerde bilmesi gerektiği araştırılırken kesin bir ölçü koymak mümkün değil ise de, genel bazı kriterlerle birlikte önemli özel durumların araştırılması gerekir. Genel kriter olarak davalı üçüncü şahsın dayandığı tescilin yolsuz olduğu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın genel hayat tecrübelerine ve hayatın doğal akışına göre bilip bilmediği veya normal görüşlü bir insanın fark etmesi gereken dikkati sarfetseydi yolsuzluğu ve uyuşmazlığı bilecek durumda olup olmadığı araştırılmalıdır. Ayrıca, bazı fiili karinelerden de yararlanılmalıdır. Örneğin, temellük edenin üçüncü şahısla akrabalık ilişkisinin bulunup bulunmadığı, taşınmazın el değiştirmesindeki çabukluk, değerinin çok altında bedelle satılması ve tarafların aynı yerde ikamet edip etmedikleri gibi olaylarda araştırılmalıdır. Ayrıca, 14.2.1951 tarih, 7/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince davalı üçüncü şahıs durumunda olan A'nin vakıa ve karinelerden olayda iyi niyet iddiasında bulunamayacak durumunun mevcut olup olmadığı araştırılmalı ve iyi niyet iddiasında bulunamayacak durumun belirmiş olması halinde kötü niyetin diğer tarafa ispat ettirilmesine sebep ve gerek kalmayacağı ve kötü niyetin mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulacağı hususlarının da düşünülmesi gerekir.
Böylece, dinlenen davacı tanıklarından hangi olayın davalı A'nin kendisinden beklenen ihtimamı ve dikkati göstermediğini belirlediği mahkemece sorulup saptanmalıdır. Tanıklardan yukarıda açıklanan hususların sorulup araştırılması zorunlu iken bu yönler araştırılmadan mücerret kanaat ve kararla yetinilerek davanın kötü niyetli olduğunun kabulü ile kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz ve temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA ve 11800 lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 15.11.1993 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy