(1086 S. K. m. 284) (743 S. K. m. 930) (6831 S. K. m. 2)
Dava: Raziye Yılmaz ile Hazine, dahili davalı Orman Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Pozantı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen l1.5.1996 gün ve 289-62 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ile Orman Genel Müdürlüğü vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü;
Karar: Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 19l1 yılında 24 nolu orman tahdit komisyonu tarafından orman tahdidi yapıldığı ve bu tahdidin kesinleştiği, ayrıca 1990 yılında aynı yerle ilgili olarak 2/B uygulamasının da yapıldığı dosyaya getirtilen tahditle ilgili tutanaklar ve 2/B uygulamasıyla ilgili 27.7.1990 tarihli işe başlama ve 30.10.1992 tarihli işi bitirme tutanakları kapsamından anlaşılmaktadır. Ancak ormancı bilirkişi tarafından yapılan uygulama ve düzenlenen kroki hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi Yargıtay incelemesine de ışık tutmamaktadır. Zira 19l1 yılında yapılan ilk tahdide ait tutanaklara ekli tahdit haritası, fotokopisi okunaklı olmadığı gibi O.T.S noktaları da belirgin değildir. Keşifte belirlenen duruma göre dava konusu taşınmaz orman tahdit haritası üzerinde gösterilmemiştir. Ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen 6.5.1996 tarihli rapora ekli krokide de O.T.S. noktaları tahdit haritasına göre belirlenmediği gibi anılan krokideki noktalarında hangi noktalar olduğu anlaşılamamaktadır. Açıklandığı gibi bu durumda düzenlenen krokinin tahdit haritasına göre denetlenmesi mümkün olmamaktadır. Bundan ayrı 2/B uygulamasıyla ilgili tutanak ve düzenlenen krokide getirtilmemiş ve dava konusu taşınmaza uygulanmamıştır. Böylece dava konusu taşınmazın 2/B uygulamasına tabi tutulup tutulmadığı anlaşılamamaktadır. Bu kere 19l1 yılında yapılan ilk tahdide ait tahdit haritası ile 2/B uygulamasına ait haritanın, 2/B tutanağı ve askı ilan tutanağı ile kesinleşme tarihini belirleyen belgenin açık, okunaklı ve tasdikli suretinin orman işletme müdürlüğünden getirtilmesi, bu evrakların mahallinde orman yüksek mühendisi, fenni bilirkişi ve gerektiğinde mahalli bilirkişi aracılığıyla uygulanarak dava konusu taşınmazın kesinleşen tahdit haritası veya sonradan yapılan 2/B ile ilgili harita kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması ve taşınmazın özellikle orman tahdit haritası ve 2/B haritası üzerinde Yargıtay denetimine elverişli biçimde gösterilmesi ve alınacak sonuca göre taşınmazın orman tahdidi veya 2/B uygulaması kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesinden sonra bu niteliğinin tartışılması gerekir. Ayrıca dosyaya getirtilen ve okunaklı olmayan tahdit haritasında tahdide konu yerde Tekir Yaylasının bulunduğu anlaşıldığı gibi ziraatçı ve ormancı bilirkişilerde raporlarında taşınmazın eski tarım arazisi olup halen yayla yeri olarak değerlendirildiği ve etrafında toplu yayla, ev ve bahçelerinin bulunduğu bildirilmiştir. Bu hususun yerel bilirkişi ve tanıklardan da araştırıldıktan sonra dava konusu taşınmazın özellikle Tekir Yaylası olarak bilinen bölgede bulunup bulunmadığı ve halen yayla yeri veya evi olarak kullanılıp kullanılmadığı ve öncesinin de yayla yeri niteliğinde olup olmadığı hususlarının da araştırılmasından sonra tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Eksik inceleme ile hüküm verilmiş olması isabetsiz, temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 429000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 26.02.1998 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Nizalı taşınmazın konumunu açıklayan uzman bilirkişi raporunda yönlerinde yayla evleri olduğu açıkça belirtilmiş, emsal nitelikteki başka dosyalarda kesilmiş 50 yaşlı ardıç kökünün mevcut olduğu bildirilmiş, nizalı taşınmazın yayla evi olarak değerlendirildiği açıklanmıştır. Nizalı taşınmazlar Akçatekir (Küçüktekir) köyü içerisinde yer almaktadır. Emsal bir dosyada davacı şahidi olarak dinlenen şahıs mesleğini yaylacı olarak belirtmiştir. Bu niteliği ile nizalı taşınmazın maruf Tekir yaylasında son zamanlarda gelişen yayla turizmine uygun olarak edinilmeye başlanan yaylalar ve ormanlar içerisinde yayla evleri yapılmak suretiyle, yaylaların iskana açılmasını sağlayan gayretlerin bir parçası olduğu anlaşılmaktadır. Aynı anda incelenen taşınmazların 146, 471 ve 100 metre yüzölçümleri de objektif delil olarak bu kanaati doğrulamaktadır. Bu şekilde maruf ve kadim yaylaların zilyedlikle edinilemeyeceği Hukuk Genel Kurulunun 29.5.1996 tarih 1996/7-295-425 sayılı kararında da vurgulanmıştır. Nizalı taşınmazın kadim ve maruf Tekir yaylasında yer aldığının anlaşılması sebebiyle davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesindeyim.
Dosya içeriğine göre uyuşmazlık konusu taşınmaz kadim Tekin Yaylası içinde kalmaktadır.
Bu nitelikteki bir yerin kazandırıcı zamanaşımı yolu ile özel mülkiyete konu olması mümkün değildir. Davanın reddine karar verilmesi düşüncesinde olduğumdan Daire çoğunluğunun düşüncelerine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy