(743 S. K. m. 933) (2247 S. K. m. 14)
Mustafa K. ve müşterekleri ile Muharrem K. aralarındaki dava hakkında Şişli 4. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 3.4.1997 tarih ve 567/393 sayılı hükmün Dairenin 10.2.1998 gün ve 6670/875 sayılı ilamıyla Bozulmasına karar verilmişti. Davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacılar tarafından davalı aleyhine açılan tapu iptal davasının yapılan yargılaması sonunda davanın reddine dair kararın davacıların temyizi üzerine, mahkeme hükmü, Dairenin 10.2.1998 tarih ve 6670/875 sayılı kararıyla bozulmuş bu defa davalı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Uyuşmazlık konusu taşınmazın öncesinin İstanbul Belediyesine ait olduğu davalının kendi bağımsız mülkiyet hakkına dayanarak tapu tahsis belgesi verilmesi için Belediyeye başvurduğu ve bu başvurunun olumlu sonuçlandığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Daha sonra davalının başvurusu üzerine taşınmaz Kağıthane Belediyesi sınırları dahilinde kaldığından bu Belediyece davalıya ihale yoluyla satıldığı ve bu şekilde davalı adına tapu kaydı oluştuğu tartışmasızdır. Davalı taşınmazı Belediyeden ihale yoluyla satın alarak adına tapu kaydı oluştuğuna göre artık bu olayda hile ve yolsuz tescilden söz edilemez. Öte yandan, kayıt davalı adına idari yoldan oluştuğuna göre tapu kaydına esas idari işlem iptal edilmedikçe mülkiyete esas tapu kaydının iptal davasının dinlenme olanağı yoktur. Açıklanan, bu durum karşısında davalının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 10.2.1998 tarih 6670/875 sayılı bozma kararının kaldırılarak 3.4.1997 tarihli mahkeme kararının ONANMASINA ve 10.2.1998 günlü Yargıtay duruşması nedeniyle takdir edilen 20.000.000 lira vekalet ücretinin davalının karar düzeltme talepleri kabul edilmiş olmakla, davacılardan alınarak davalıya verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı davacılara ait 429.000 lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345.000 liranın davacılardan alınmasına ve 1.570.000 lira peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine 17.12.1998 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacılar vekili davalı Muharrem'in hile yaparak, müşterek muristen intikal eden taşınmazın tapu tahsis belgesine dayanıp diğer davacı mirasçılar aleyhine ve kendi lehine tapu kaydı oluşmasını sağladığını açıklayarak yolsuz tescilin iptalini ve Hüseyin Karakaş mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili müvekkili Muharrem'in gerçek hak sahibi olduğunu bu yeri ihale ile satın aldığını savunmuştur.
Davacılar vekili bu davada öncesi Belediyeye ait olan gayrimenkulü hile ve geçersiz belgelerle mirasçıların bir kısmını ketmetmek suretiyle tapu tahsisi sağlanıp davalı adına tescilinin temin edildiğini iddia etmiş olduğuna göre MK. nun 933. maddesi anlamında yolsuz tescile dayandığı anlaşılmaktadır.
MK. nun 933. maddesine göre, haklı bir sebep olmaksızın yapılan tescil veya tescilin tadil (değiştirilmesi) veya terkini ile ayni hakları haleldar olan kimse kaydın terkinini isteyebilir. Aynı haklar tescille doğar. Medeni Yasa, tescil yolu ile mülkiyet hakkının doğumunu sebebe bağlı bir hukuki işlem olarak kabul etmiştir. Başka bir deyişle, tescil, geçerli bir hukuki sebebe dayanmalıdır. Bu itibarla sicilin dayanağı olan tescili sağlayan akdin iptali; özel hukuk hükümleri çerçevesinde ve iradeyi bozan bir sebebin varlığı halinde mümkündür. Tescilin haklı sebebe dayanmadığının ispatı için davacının hile olgusunu, sahte ve geçersiz belgeye dayanıldığını, gerçek hak sahibi mirasçıların ketmedildiğini ve bunun gibi diğer sebepleri her türlü delil ile ispat etmesi gerekir.
Bu nedenle;10.2.1998 tarih, 1997/6670 esas, 1998/875 karar sayılı bozma ilamımız gerekçesinde açıklanan ve (6) bent halinde toplanan eksik incelemelerin tamamlanması ve bu konudaki taraf delillerinin toplanması gerektiği düşüncesiyle hükmün onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmadığımız gibi, onama gerekçesinin aksine davalının kendi bağımsız mülkiyet hakkına dayanmayıp babası Hüseyin'den intikal eden hakka dayanmasına, davacıların idari yargıda hak arama yolunu denemiş olup, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 22.11.1989 tarih, 1986/881 esas 1989/976 karar sayılı ilamıyla adli yargının görevli olduğundan bahisle red kararı verilmiş bulunmasına ve bu kararın kesinleşmesine, adli yargı yerinin kendini görevli kabul edip bozma gerekçesinin aksine düşüncelerle davayı reddetmesine, ...tapu kaydına esas idari işlem iptal edilmedikçe... şeklindeki bozma gerekçesine göre en azından mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiği ve adli ve idari yargı yerleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığının çıkarılması (2247 SK.14. md.) yönünden hükmün bozulması gerektiği düşüncesi ile onama yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy