(743 S. K. m. 639)
Davacı S.E. ve müşterekleri ile davalı Kumtarla Köyü tüzel kişiliği arasındaki mülkiyetin tespiti davasının kısmen kabulüne dair Baskil Asliye Hukuk Mahkemesinden verilip kanun yoluna başvurulmadan kesinleşen 19.7.1989 tarih ve 1989/146-618 Esas ve Karar sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenerek Kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.1.1998 tarih 126808/Hukuk sayılı talepnamesi ile istenilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Dava, M.K.'nun 639/1. maddesinden kaynaklanan zilyetliğe dayalı mülkiyetin tespiti davasıdır. Niza konusu 859 parsel sayılı taşınmaz, yörede yapılan Tapulama tespitlerinde, Toprak Tevzi Komisyonunca 1969 yılında mera olarak tahsis edildiği gerekçesiyle, mera olarak sınırlandırılmış ve bu sınırlandırma 3.10.1982 tarihinde kesinleşmiştir. Davacılar vekili tarafından adı geçen köy tüzel kişiliğini temsilen köy muhtarı K.E. hasım gösterilerek dava açılmış ve yapılan yargılama sonunda davacıların iddialarının kısmen kabulü ile toplam 1.640.000 metrekarelik taşınmaz bölümünde davacıların ayrı ayrı mülkiyet ve zilyet olduklarının tespitine karar verilmiştir.
Bilindiği gibi, meraların mülkiyeti hazineye, tasarruf etme hakkı ise ondan yararlanan köy ve kasaba halkına aittir. Bu nedenle meralara karşı açılacak her türlü davada, ondan yararlanan idari yerleşim biriminin yanında, hazinenin de taraf gösterilmesi zorunludur. Mahkemece bu yasal gereklilik gözardı edilmek, sadece köy tüzel kişiliği taraf alınmak suretiyle davanın sonuçlandırılması yasaya aykırıdır.
Bundan ayrı, niza konusu taşınmaz keşif tarihinde Karakaya Baraj Gölü suları altında kalmış olup, keşif bitişik başka bir parsel üzerinde ve önceki bilgilere ve bulgulara dayanarak gerçekleştirilmiştir. Nizalı taşınmaz bölümleri görülmeden ve su altında kalmadan önceki niteliği araştırılıp belirlenmeden ve taşınmaz başında yerel bilirkişi ve tanıklar dinlenip delilleri toplanmadan kazanma koşullarının tamamlandığının kabulü ve niteliği belirlenmeyen iktisap koşulları tespit edilemeyen taşınmaz hakkındaki tescil davasının reddine karar verilmesi gerekirken dava konusu taşınmazla ilgili olduğu usulen mümkün olmayan afaki bir takım beyan ve raporlarla sonuca gidilerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup usul ve yasaya aykırıdır. C. Başsavcılığının istemi bu nedenlerle yerinde görülmekle kabulü ile HUMK. nun 427. maddesi uyarınca Baskil Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 19.7.1989 tarih ve 1989/146-618 Esas ve Karar sayılı hükmünün hukuku sonuçları saklı kalmak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve kararın bir örneğinin Resmi Gazete'de yayınlanmak üzere Yüksek Adalet Bakanlığına gönderilmesine ve gereği için dosyanın C. Başsavcılığına TEVDİİNE 12.06.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy