(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 7, 10, 14, 17) (766 S. K. m. 2) (HG. 19.02.1997 T. 1996/8-768 E. 1997/100 K.) (HG. 18.02.1998 T. 1998/8-15 E. 1998/129 K.)
Dava: M. ve A. K. ile Hazine ve Aslanköy Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 25.02.1998 gün ve 84/120 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ve Hazine vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, kadastro sırasında tespit dışı bırakılan dava konusu yerin MK.'nun 639/1. maddesi uyarınca adlarına tescilini istemişler, Hazine davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmesi üzerine reddedilen bölüm davacılar vekili tarafından, kabul edilen bölüm ise Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderacatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine göre davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden (REDDİNE),
Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince: Dava konusu taşınmaz, kadastro işlemi sırasında hukuksal niteliği belirlenerek çalılık yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılmıştır. tespit dışı bırakılma işlemi de bir tapulama işlemidir. Taşınmazın özel mülkiyete konu olamıyacağı gerekçesi ile tespit dışı bırakıldığı tarihte, hak iddiasında bulunan davacıların yürürlükte bulunan Yasa hükmü uyarınca bir itirazda bulunmadıkları gibi çekişmeli yere komşu 969 sayılı parselin kadastroca davacı adına tespit edildiği 1984 tarihinde dava konusu taşınmazın adlarına tespit ve tescil edilmeyerek tespit dışı bırakıldığına dair yapılan tapulama işleminden haberdar oldukları anlaşılmaktadır.
Bu tür yerler hakkında hak iddiasında bulunanlar tarafından; tespit dışı bırakılma işlemine karşı 3402 SK.'nun 7/4. maddesi hükmüne dayanarak taşınmazın kadastroya tabi olması gerektiği şeklindeki iddia ile komisyona itirazda bulunulabileceği kadastro mahkemelerinde itiraz davası açabilir. tespit dışı bırakılan yer üzerinde hak iddiasında bulunan kişi tarafından takip edilecek yol yürürlükten kaldırılan 766 SK.'nun 2 ve 3402 SK.'nun da 7/4. maddesinde belirtilmiştir. Anılan 7. madde'nin, 4. fıkrasına göre, "kadastro tutanağı düzenlenmeyen yerlerin kadastroya tabi olması yolunda iddia vaki olursa, bu kanun gereğince tahdit ve tespiti yapılarak tutanak düzenlenir ve iddia sebepleri açıklanarak kadastro komisyonuna tevdi edilir". Komisyonca yapılacak işlem ve incelemenin şekli ve süreside 10. madde'de açıklanmıştır. Bu maddelerde öngörülen süreler içerisinde hak iddiasında bulunulmadıkça yani tespit dışı kalma işlemi yönünden uyuşmazlık çıkarılıp tutanak düzenlenmedikçe tespit dışı bırakılma yolunda yapılan kadastro işlemi üzerinden uzun süre geçtikten sonra tespit dışı bırakılma tarihindeki niteliğin aksini iddia etmek o tarihte kadastro işlemi ile belirlenen fiili duruma aykırı düşer davacıların dava konusu taşınmazın tespiti dışı bırakılma işlemine karşı hak iddiasıyla itirazda bulunduğu iddia ve ispat edilmemiştir.
Yargıtay'ın kararlılık kazanan uygulamalarına göre, tespit dışı bırakılan bir yerin MK.'nun 639/1 ve 3402 SK.'nun 14 ve 17. maddelerine göre tapuya tescil edilebilmesi için bu yer üzerindeki tasarruf ve zilyetliğin en erken tespit dışı bırakılma tarihinde başlayacağının kabulü ile tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile Yasada belirtilen koşullar altında zilyedliğin sürdürülmesi gerekir. (HGK: 22.3.1995 T. 1994/8-873 E.1995/216 K.; 19.2.1997 T.1999/8 - 768, 1997/100 K.; 18.2.1998 T.1998/8 - 15 - 129; 3.2.1999 T. 1999/8 - 7 E. 33 K.).
Nizalı taşınmazın hukuki niteliğinin belirlendiği tespit dışı bırakılma tarihinde Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup henüz imar, ihya ve zilyedlik yoluyla tasarrufa başlanılmadığı, ziraate elverişli hale getirilmediği tespit dışı bırakma işlem ve nedeninden ve davacı zilyedin bu işleme karşı hak iddiasıyla itirazda bulunmadığı anlaşılmakla zilyetliğin ancak en erken tespit tarihinde başladığının kabulü gerekir.
Davaya ve temyize konu somut olayda tespit dışı bırakma işleminin yapıldığı 1984 tarihi ile davanın açıldığı 1995 tarihi arasında (20) yıllık kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap süresi dolmadığı ve böylece MK.'nun 639/1 ile 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi'nde açıklanan tescil davasının zilyedlik süresi ile ilgili iktisap koşulu tamamlanmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken değişik sebep ve gerekçe ile kabulüne karar verilmesi isabetsiz ve Hazine'nin temyiz itirazları yerinde görülmekle kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), 15.4.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy