(743 S. K. m. 639, 641)
Dava: H ile Hazine ve M..... köyü muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair (Bitlis Asliye Hukuk Hakimliği)nden verilen, 27.5.1999 gün ve 242-63 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine vekil itarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, zilyedli hukuki nedenine dayanarak dava konusu taşınmazın adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen cevapta ve fenni bilirkişi raporunda; taşınmazın öncesinin kayalık olması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı açıklanmıştır. Ziraatçı bilirkişi de raporunda; taşınmaz evvelce kayalık ve taşlık iken toprak taşımak ve yığmak suretiyle tarım arazisine dönüştürüldüğünü açıklamıştır. Resmi bilgi ve teknik bilirkişilerin açıklamalarına göre taşınmazın öncesinin taşlık ve kayalık olduğu tartışmasızdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında buunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen orman sayılmayan arazilerin imar ihya yoluyla ve tarıma elverişli hale getirilmek suretiyle kazanılmaları mümkündür. Ancak bu tür yerlerin kazanılabilmesi için tabi durumu yapı ve niteliği itibarıyla tarım arazisi olarak kullanılmaya elverişli yerlerden bulunması gerekir. Genel olarak tabi durumu yapı ve nitelik itibarıyla tarım arazisi olarak kullanılması mümkün olmayan yerlerin imar ihya yoluyla kazanılması da mümkün değildir. Bu nitelikteki yerler üzerinde ekim, dikim, bakım ve ürün yetiştirmek suretiyle tarım yapılamadığı gibi tarıma elverişli hale de getirilemezler. Yaradılış ve oluşları ve tabi nitelikleri itibarıyla tarıma açılamayan kayalık, falez, buzulluk ve daimi kârla örtülü olan dağ ve tepe gibi yerlerdir. MK'nin 641 ve 3402 sayılı kanunun 17. maddesinde açıklanan tarıma elverişli olmayan ve tarıma elverişli hale getirilemeyen araziden amaç, verimin azlığına ve çokluğuna bakılmaksızın insana yararlı bitki yetiştirilmesi mümkün olmayan ve üzerinde düzenli bir tarımsal yarar sağlamayan yerlerdir. Dava konusu taşınmaz kayalık ve taşlık niteliğiyle tarım arazisi olarak kullanılması mümkün olmayan yerlerden olduğu gibi toprak taşımak suretiyle tarım arazisi haline getirilmesi de ihya fiilinin unsurlarından olan zor ve zahmel iemek harcama olgusunun da yerine getirildiği anlamına gelmez. Zira; HGK'nın 23.2.1995 T., 1994/8-873 Esas, 1995/216 sayılı kararında belirtildiği gibi başka yerlerden topra alarak kayaların üstü örtülmek suretiyle yapılan işlem ihya işlemi sayılmaz. Zira "Yasa, öncesi itibarıyla tarıma elverişli olmayan fakat zor ve zahmetli bir emek ve para harcamak" sonucu tarım ve kültür arazisine dönüştürülmesi mümkün olan, yani tarıma elverişli hale getirilmesi mümkün olan yerlerin ihyasından söz etmiştir. Yoksa yukarıda açıklandığı gibi tabi durumu yaradılış ve oluşu itibarıyla tarıma açılamayan kayalık ve taşlığın ihyası mümkün olamayacağından, dava konusu taşınmazın da zilyedliğin başladığı tarihteki hukuksal durumu itibarıyla kazandırıcı zamanaşımı ve imar ihya yoluyla iktisabı mümkün olmayan yerlerden blunması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, değişik düşüncelerle kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz ve temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), 4.10.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy