(3083 S. K. m. 13)
Dava: Salih Demircan ile Ayşe Yenici ve Emine Akkaya aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Pınarhisar Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 16.7.1999 gün ve 299/l03 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kadastrodan önce tapudan satın alma ve tapu kaydına bağlı olan hakka dayanarak davalılar adına kayıtlı hisselerin iptaline karar verilmesini istemiş, mahkemece taşınmazın 3083 sayılı Yasanın kapsamında bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 411 parsel numaralı taşınmaz 16.6.1987 tarihinde yapılan kadastro tespitinde 1962 tarih 56 sıra numaralı tapu kaydının revizyonu sonunda 4/5 hissesi davacı adına, 1/5 hissesi de Hüseyin kızı Fatma adına yazılmıştır. Tapu kaydının geldisini teşkil eden ilk tesis tapusu, 1959 tarih 306 sıra numaralı olup 2510 sayılı Yasa uyarınca Mehmet Koca karısı Rabia ile oğulları Hüseyin ve Salih ile Hüseyin'in karısı Ayşe ve kızı Fatma adlarına 1/5'er hisse oranında oluşturulmuştur. Bu tapu maliklerinden Rabia 1933 yılında, Hüseyin 1961 yılında, Hüseyin karısı Ayşe 1981 yılında, Hüseyin kızı Fatma ise çocuksuz olarak 1938 yılında ölmesi sonucu miras hakları davacı Salih ile davalılar Emine ile Ayşe üzerinde toplanmıştır. Revizyon tapusu olan 1962 tarih 54 sıra numaralı tapu kaydının iktisap sütunundaki açıklamaya göre de mirasçılardan Hüseyin karısı Ayşe çocukları Ayşe ve Emine babaları Hüseyin ile çocuksuz olarak ölen kardeşleri Fatma'dan gelen miras paylarını davacı Salih'e satmışlardır. Tapu kaydındaki açıklamalara göre davacı Salih, miras yoluyla intikal ve satış sonucu taşınmazdaki tüm hisseleri toplamış ve taşınmazın tamamına tapu yoluyla sahip olmuş durumdadır. Buna rağmen kadastro işlemi sırasında Hüseyin kızı ve iskan tapusunun 1/5 maliki Fatma hissesi kadastro işlemi sırasında üzerinde bırakılmış ve 1/5 pay Hüseyin kızı Fatma adına yazılmıştır. Oysa tapu kaydı ve veraset ilamında açıklandığı gibi Fatma 1938 yılında ölmüş olup, çocuksuz ölümü nedeniyle miras hakkı babası Hüseyin ile annesi Ayşe'ye kalmıştır. Hüseyin ve Ayşe'nin de 1961 ve 1981 tarihlerinde ölmeleri sonucu miras hakları davalılar Emine ve Ayşe'ye intikal etmiştir. Emine ve Ayşe'de tapuda paylarını 1962 yılında davacı Salih'e satmışlardır. Tapuda iskan hakkı nedeniyle pay sahibi olan Rabia'da 1933 yılında ölüp mirası davacı oğlu Salih ile diğer oğlu Hüseyin'e kaldığına ve bunlardan başkaca da mirasçısı bulunmadığına göre davacı Salih 411 parseldeki tüm hakları yukarıda açıklandığı şekilde tapudan satın alma ve miras hakkı olarak tamamını sahiplenmiştir.
Mahkemenin red gerekçesinin dayanağını teşkil eden 3083 sayılı Yasa ile ilgili hükümlere gelince: Bu Yasanın 13. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre; 3083 sayılı Yasanın uygulama alanlarında Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazetede yayımı ile kamulaştırma, toplulaştırma, arazi değiştirilmesi ve dağıtım işlemlerinin tamamlanması veya tapuya tescili sonuçlanıncaya kadar gerçek kişilerle özel hukuk tüzel kişilerine ait taşınmazların mülkiyet ve zilyetliği devir ve temlik edilemez. İpotek edilemez, satış vaadine konu olamaz. Ancak bu kısıtlamaların süresi 5 yıldır. Maddenin devamındaki açıklamaya göre de açıklanan 1. fıkrada belirtilen süreler içerisinde (yani 5 yıl içerisinde) mahkemeler ve İcra İflas Daireleri tarafından bu araziler hakkında devir veya temliki gerektiren bir karar verilemez. Miras yoluyla intikaller bu hükmün kapsamı dışındadır denilmiştir. Köy İşleri Bakanlığının, Toprak Reformu Genel Müdürlüğü Tarım Reformu Edinme Müdürlüğünün 10.6.1999 tarih 475-553 sayılı dosyada mevcut cevabi yazılarında, dava konusu 9 pafta 411 parsel numaralı taşınmazın Bakanlar Kurulunun 29.6.1996 tarih 1996/8154 karar sayısı ile 3083 sayılı Yasa kapsamına alındığı ve taşınmazın 3083 sayılı Yasanın 13. maddesi kapsamına girdiği ve 5 yıllık kısıtlama süresinin devam ettiği açıklanmıştır. Bu Yasaya göre taşınmazın 3083 sayılı Yasanın 13.maddesi kapsamında olduğu görüşü ve mahkemenin bu husustaki kabulü yerindedir. Maddenin istisnayı açıklayan fıkrasına göre de, miras yoluyla intikaller kapsam dışında bırakılmıştır. Yukarıda detaylı şekilde açıklandığı gibi dava konusu taşınmazın revizyon tapusu ile davacıya miras yoluyla intikali söz konusu değildir. Zira davacı Salih'in kadastro sonucu oluşan Hüseyin kızı Fatma adına tespit ve tescil olunan ve iptalini talep ettiği 1/5 paydan davacı Salih'e miras yoluyla intikal olmamıştır. İptali istenen Fatma payı miras yoluyla ancak çocuksuz ölmesi nedeniyle babası Hüseyin ile annesi Ayşe'ye bunlardan da davalılara intikal etmiştir. Davacı Salih iptali istenen payın maliki Fatma'nın mirasçısı durumunda değildir. Fatma'ya göre üçüncü şahıs durumundadır. Fatma'nın mirasını intikalen sahip olan davalılar Emine ve Ayşe her ne kadar paylarını davacı Salih'e 1962 tarihli revizyon tapusu ile satmış iseler de, Salih ancak satış yoluyla davalıların payının sahibi olmuştur.3083 sayılı Yasanın 13/1. maddesindeki istisna ise ancak miras yoluyla intikallere mahsustur. Açıklandığı gibi davacı Salih'e iptali istenen payın miras yoluyla intikalin söz konusu olmadığı, satışta istisnalar içerisinde sayılmadığına göre üstelik Yasa ile devir ve intikaller yasaklandığına ve yasağın başladığı Bakanlar Kurulu kararı tarihinden dava tarihine kadar 5 yıllık kısıtlama süresi geçmediğine göre mahkemenin davanın reddine dair hükmünde usul ve Yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1.370.000 lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 710.000 liranın temyiz edenden alınmasına 04.05.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy