(743 S. K. m. 581) (3402 S. K. m. 14, 17) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Hasan Yılankaya ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Bodrum 1. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 25.11.1999 gün ve 527-734 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, uyuşmazlık konusu parsellerin Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece 151 ada 444 parsel hakkındaki davanın reddine, 151 ada 445, 450 ve 449 parseller hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hükmün kabule ilişkin bölümleri davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu parsellerin kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları dosya arasında bulunmamaktadır. Kadastro tutanaklarına göre; 151 ada 449 parsel komşu parsellere uygulanan 884 tahrir numaralı vergi kaydının miktar fazlası olması ve zeminin de çalılık niteliğinde bulunması, aynı ada 445 ve 450 parsellerin de yine civar parsellere uygulanan 882 ve 883 tahrir numaralı vergi kayıtlarının miktar fazlası olması ve çalılık niteliğinde bulunmaları nedeniyle kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tespit ve tescil edilmişlerdir. Davacı, tespitten önceki ihya olgusu ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, Hazine vekili taşınmazın nazım imar planı içinde olduğunu savunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar; dava konusu taşınmazların yukarıda numaraları yazılı vergi kayıtlarının kapsamında kaldığını, 449 parselin Mehmet Ali Öztop tarafından 1959-1960 yıllarından önce, diğer parsellerin de davacıların murisleri tarafından aynı tarihlerden önce ihya edildiğini ve tespit tarihine kadar davacılar tarafından 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunulduğunu bildirmişler, mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerindeki koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamına göre, 449 parselin imar ve ihya eden Mehmet Ali tarafından davacılara nasıl geçtiği anlaşılmamaktadır. Diğer parsellerin davacılara murislerinden intikal ettiği ileri sürülmüş ise de, taksim ve benzeri bir sebebe dayanılmadığına göre dava koşulunun göz önünde tutulması gerekir. Bu nedenle, davacılardan murisine ait mirasçılık belgesinin istenilmesi, ölüm tarihine göre terekesi iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olup da davacılardan başka mirasçıların bulunduğu belirlendiği takdirde onların da davaya katılmalarının sağlanması veya yöntemine uygun biçimde muvafakatlerinin alınması ya da MK.nun 581. maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle davanın yürütülmesi gerekir. Taşınmazların nazım imar planı içinde kaldığı Hazine vekili tarafından savunulmuş olmasına rağmen, bu yön araştırılmadığı gibi taşınmazlar çalılık niteliğinde bulunduklarına göre orman sayılan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılması gerekir. Her ne kadar ormancı bilirkişi taşınmazların kesinleşmiş tahdit hattının dışında kaldığını bildirmiş ise de, tahdide ait tutanak ve belgeler istenilmediği gibi krokiye göre taşınmazın üzerinde Devlet çam ormanı yer almaktadır. Böyle bir rapora dayanılarak, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu sonucuna varılamaz. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi hükmüne göre bir yerin ihya yoluyla kazanılabilmesi için diğer kazanma koşulları yanında taşınmazın orman sayılmayan yerlerden bulunması ve aynı maddenin son fıkrası hükmüne göre il, ilçe ve kasabaların imar planı dışında olması gerekir. Bu yönde yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Sonuç: Sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için taşınmazların son tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğünden, orman sınırlandırma harita ve tutanaklarının Orman İdaresinden istenilmesi, ayrıca taşınmazların bulunduğu yerde Belediye teşkilatı mevcut ise uygulanabilir veya nazım imar planı içinde kalıp kalmadıklarının Belediye Başkanlığından sorulması, imar planı içinde ise imar planının hangi tarihte düzenlendiği ve onaylandığı hususunun sorulması, ayrıca komşu parsellere ait kadastro tutanağı ve dayanak belgelerin getirtilip dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik ve ormancı bilirkişiler aracılığıyla dava konusu taşınmazlara uygulanması, vergi kayıtlarının sınırları üzerinde durulması, taşınmazların imar planı ile orman tahdit sınırları içinde veya dışında kalıp kalmadığının araştırılıp belirlenmesi, bu hususun Yargıtay denetimi sırasında izlenebilmesi bakımından teknik bilirkişi tarafından krokisine işaret edilmesi, tespit tarihine kadar ihya koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması, taşınmazlar değişebilir nitelikteki vergi kayıt miktarları fazlası olması nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmü uyarınca davacılar ile murisleri ve diğer mirasçılar bakımından Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmü uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, taşınmazların 3083 sayılı Kanuna göre sulu veya kuru niteliklerinin merciinden sorulup belirlenmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün kabule ilişkin bölümlerinin BOZULMASINA, 20.04.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy