(766 S. K. m. 42)
Dava: Mustafa Yastıbaş mirasçıları Helim Yastıbaş ve müşterekleri, Hasan Yastıbaş mirasçıları Ahmet Yastıbaş ve müşterekleri tereke mümessili Mustafa Yastıbaş ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı; Muris Mustafa Yastıbaş mirasçılarınca davalı Hazineye yönlendirilen davanın reddine, muris Hasan Yastıbaş mirasçıları yönünden davanın açılmamış sayılmasına dair Mut Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.07.1999 gün ve 276-225 sayılı ve 11.10.1999 gün ve 276/225 ek karar sayılı hükümlerin Yargıtay'ca incelenmesi davacılar Hasan Yastıbaş mirasçıları tereke mümessili Mustafa Yastıbaş ile Mustafa Yastıbaş mirasçıları Helim Yastıbaş ve müşterekleri vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 357 parselin tapu kaydının iptali ile kendilerine ait bölümlerinin ayrı ayrı adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece Mustafa Yastıbaş mirasçıları Helim Yastıbaş ve arkadaşlarının açmış olduğu davanın açılmamış sayılmasına, Hasan Yastıbaş mirasçılarının açmış olduğu davanın kanıtlanmamış olması nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu 357 parsel, 25.08.1976 tarihinde 356 ve 427 parsellere uygulanan 1937 tarihli vergi kaydının hudutları dahilinde kalıp, cedlerinden intikalen ve taksimen Mehmet evlatları Mustafa, Hasan ve Raziye Yastıbaşın 20 seneyi aşkın bir zamandan beri tasarrufta bulundukları, ancak 444 parsele uygulanan 69 tahrir numaralı vergi kaydının burayı kapsamasına rağmen zaman zaman sınırlarında imar ve ihya yapılmak suretiyle genişletildiğinin muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine 766 sayılı Kanunun 42 ve 43.maddeleri uyarınca kayıt miktar fazlası olarak 25.08.1976 tarihinde Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar, taşınmazların ortak ve kök miras bırakanları Mehmet'ten kaldığını, halaları Raziye'nin miras payını yakın murisleri Hasan ve Mustafa'ya satıp devrettiğini, murisleri arasında yapılan taksim uyarınca taşınmazın belirli bölümler halinde tasarruf edildiğini ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Yapılan taksim ile iştirak hali sona erdiğine göre, taşınmazın, taraflar arasında iştirak halindeki mülkiyet hükümlerine değil, müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olması gerekir. Mehmet mirasçıları açmış oldukları davayı takip etmedikleri ve süresinde dosyayı yenilemediklerinden Mehmet Yastıbaş mirasçılarının açmış olduğu davanın HUMK.nun 409. maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesinde Yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacılar Mehmet Yastıbaş mirasçıları Helim Yastıbaş ve arkadaşlarının hükmün bu bölümüne karşı ileri sürmüş oldukları temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu bölümünün ONANMASINA,
Mustafa Yastıbaş mirasçıları Ahmet Yastıbaş ve arkadaşlarının temyiz itirazlarına gelince: Mahkemece davacıların muris Mehmet'le bağlantılarının kurulamadığı, taşınmazın niteliğinin belirlenmediği, kazanmayı sağlayan zilyetliğin kanıtlanmadığı ve tanık sözlerinin uzman bilirkişilerin sözleri ile doğrulanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 18.03.1985 ve 28.11.1990 tarihinde dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları; dava konusu taşınmaz bölümlerinin davacılara kök muris Mehmet'ten kaldığını, Raziye'nin payını kardeşi Mehmet ve Mustafa'ya devrettiğini, bunlar arasında yapılan taksimle de taşınmazın krokide belirtilen belli bölümlerinin davacılara kaldığını, davacılar ve murislerinin tespit tarihinden geriye doğru 30-40 seneden beri tasarrufta bulunduklarını bildirmişler, son keşifte dinlenen ziraatçı uzman bilirkişi Ahmet Bahçeci; taşınmazın kısmen tarla kısmen zeytinlik olduğunu, zeytin ağaçlarının 40 yaşlarında bulunduğunu, gerekçeli raporunu daha sonra vereceğini, ancak taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunduğunu bildirmiştir. Dosyadaki bilgilere göre ziraatçı uzman bilirkişinin raporu dosya arasında bulunmamaktadır. Mahkemece, bu husus araştırılmış, ziraatçı bilirkişi, raporuna mahkemeye verdiğini, kendisinde herhangi bir örneğinin olmadığını bildirmiştir. Hakim değişikliği nedeniyle dosya uzun süre sürüncemede kalmış, 16.03.1999 günlü yargılama oturumunda taşınmazın içerisinde bulunan dere, zeytinlikler ve kah (kayalık) bakımından jeolog, ormancı ve ziraatçi bilirkişiler aracılığıyla taşınmaz başında keşif yapılmak suretiyle taşınmazın vasfının belirlenmesi ve tanıkların yeniden dinlenmesi gereğine işaret edilmiş, davacılar vekili delillerinin toplanmış olduğunu açıklamak suretiyle mevcut delillere göre davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davacılar vekilinin bu beyanları göz önünde tutularak yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre Mustafa mirasçıları Bayram Yastıbaş ve arkadaşlarının tasarrufunda bulunan taşınmazlar hakkındaki davanın kanıtlandığı ve niteliğinin belirlendiğinin kabulü gerekir. Açıklanan gerekçeler ve toplanan delillere göre mahkemenin red gerekçesi Yasaya uygun düşmemektedir. Davacılar Ahmet Yastıbaş ve müştereklerinin zilyetliğinde bulunan taşınmazlara ilişkin tapu kaydının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması Yasaya uygun değildir. Davacılar Ahmet Yastıbaş ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının kabulü ile bunlara ait hüküm bölümünün BOZULMASINA ve 1.370.000. lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine 18.04.2000 tarihinde Üye Cafer Şatın karşı oyu ile oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Yerel mahkemenin red hükmü ve hükmün gerekçesi dosya içeriğine ve tüm delillere uygun düşmektedir. Red hükmünün gerekçesi Yasal yönden son derece doyurucudur. Mahkeme hükmünün onanması inancında olduğumdan Daire çoğunluğunun bozma yönündeki görüşlerine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy