(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 14, 17) (6831 S. K. m. 4, 25) (2873 S. K. m. 3, 5, 6, 12, 15, 20)
Dava: Sait Özen ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Söke Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 07.10.1999 gün ve 725-649 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Sait Özen, dava konusu 1166 nolu parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tescilini istemiş, davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava dışı 1165 nolu parsele uygulanan tapu kaydının batı tarafında yer alan Menderes Nehri'nin mecrasının değişmesi nedeniyle 1166 nolu parselin miktar fazlası olarak tarla niteliği ile Hazine adına 09.09.1986 tarihinde tespiti yapılmıştır. Davacı, 1963 yılından beri süregelen zilyetliği olduğunu belirterek MK.nun 639/1., 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri gereğince kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile imar ve ihya hukuksal nedenine dayanarak iptal ve tescil isteminde bulunmuştur. Dosya kapsamına göre, davacı ılgınlık ve çalılık olan dava konusu taşınmazı imar ve ihya ettiğini açıklamıştır. Dairece ilk kabul kararını orman araştırması, ikinci kabul kararını ise taşınmazın milli park alanı içine alınarak ve milli park olarak ilan edilmesi üzerine milli park ile ilgili araştırma yapılması ve ilan tarihi yönlerinden bozmuştur. Mahkemenin verdiği üçüncü karar yine kabule ilişkindir. Dosya kapsamına, toplanan bilgi ve belgelere göre zilyetlik koşulları ile imar ve ihya koşullarının davanın açıldığı 09.10.1989 tarihine kadar davacı yararına gerçekleştiği konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Milli park olarak ilan edilme tarihi ise 08.07.1994'dür. Ancak; 6831 sayılı Orman Yasası'nın 4. maddesi ormanları mülkiyet ve idare bakımından üç gruba, vasıf ve karakter bakımından ise yine üç gruba ayırmış ve milli parklara vasıf ve karakter bakımından yapılan ayırımda yer verilmiştir. Aynı Yasanın 25. maddesi hükmüne göre; Orman Genel Müdürlüğü toplumun çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak üzere milli parklar ve benzeri yerleri ayırır, düzenler, yönetir ve gerektiğinde işletir veya işlettirir (Benzer madde 2873 sayılı Kanunun 12. maddesi). 2873 sayılı Milli Parklar Yasası'nın 3. maddesi ile de ...Tarım ve Orman Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu Kararı ile milli park yerleri belirlenir. Aynı Yasanın 3/2 madde ve fıkrası ile de; milli park ilan edilen yerlerin orman rejimi içine alındığını belirler. 2873 sayılı Yasanın 20. maddesine göre de; 6831 sayılı Orman Kanunu'nda yasaklanan fiillerin, bu Kanunun uygulandığı yerlerde işlenmesi halinde cezalar bir misli artırılarak hükmolunur şeklindedir. Tüm bu açıklamalar karşısında, 2873 sayılı Yasa hükümleri uyarınca milli park olarak ilan edilen dava konusu yerin hukuki niteliğinde değişiklik yaratılması ile bu yer orman rejimi kapsamına alındığına göre; bu yerler aynı zamanda 6831 sayılı Yasa hükümlerine tabi yerler olma özelliğini kazanmaktadırlar. 2873 sayılı Yasanın 6/a maddesine göre de; milli park sınırları içinde kalan Hazineye ait taşınmaz mallar Tarım ve Orman Bakanlığı'nın talebi üzerine orman rejimi içine alınması yöntemi benimsenmiştir. Böylece 1166 nolu parselin içinde bulunduğu Büyük Menderes Deltasının mevcut Dilek Yarımadası Milli Parkı'na ilave edilerek milli park olarak belirlenmesine ilişkin 31.03.1994 tarih ve 1994/5451 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı 08.07.1994 tarih, 21984 sayılı Resmi Gazete'de ilan edilmiştir. Dava konusu taşınmazın bu hali ile orman rejimi içine alındığı ve milli park sınırları içine alınarak ilan edilip kesinleştiği anlaşılmaktadır. 2873 sayılı Yasanın 5. maddesi ile milli park sınırları içinde kalan yerlerdeki gerçek ve tüzel kişilere ait taşınmaz mallar ile her türlü tesisler ...6830 sayılı (Yenisi 2942 sayılı) Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre, Tarım ve Orman Bakanlığı'nca kamulaştırılır, amir hükmünü taşımaktadır. Aynı Yasanın 15. maddesi ise; bu tür yerler üzerindeki ... ağaçların, bitki örtüsünün her ne sebeple olursa olsun kesilmesi, sökülmesi, arazinin çeşitli şekillerde düzeltilmesi suretiyle elde edilecek sahaların işgali, kullanılması, bu yerlere her türlü yapı ve tesis yapılması, bu yapı ve tesislerin tapuya tescilinin yasak olduğunu öngörmektedir. Aynı Yasanın 15/son madde ve fıkrası ile de; bu gibi yapı ve tesislere hiçbir kayıt ve şart aranmadan doğrudan doğruya Tarım ve Orman Bakanlığı'nca el konulması benimsenmiştir.
Sonuç: Tüm bu açıklamalar karşısında böyle bir yerin MK. nun 639/1. maddesi hükmüne göre zilyet adına tescili olanaklı bulunmamaktadır. Fakat; dava konusu yer milli park sınırları içine alındığı ve ilan edildiği 08.07.1994 tarihinden önce orman sınırlandırması sınırları dışında kaldığı ve 399 ile 398 OTS sınırlarından 7 km. uzakta bulunduğu, uzman bilirkişi orman yüksek mühendisi raporu ile sabit olduğuna, davanın açıldığı 09.10.1989 tarihine kadar zilyetlik koşulları ile imar ve ihya koşullarının davacı yararına gerçekleştiği dosya kapsamı ile sabit görüldüğüne göre sonradan yapılan hukuki değişiklik ve nitelendirme de gözetilerek artık tapu kaydının iptali ile tescile değil dava konusu yerin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi gerekir. Yerel mahkemenin iptal ve tescile karar vermesi bu açıdan usul ve Yasaya aykırı olup yerinde değildir. Hazinenin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27.06.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy