(3402 S. K. m. 15)
Dava: Mehmet Dokuz ve müşterekleri ile Selahattin Dokuz ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Dörtyol Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 24.05.1999 gün ve 31-262 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.05.2000 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflar ve vekilleri tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 437 parselin muristen intikal ve taksim sonucu kendilerine kaldığını ancak yine muris adına kayıtlandığını belirterek tapusunun iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir. Davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu 437 parsele ait tapulama tutanağı 26.06.1987 tarihinde hükmen tescil edilmiştir. Dava ise 22.01.1997 tarihinde 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan açılmıştır. Davanın bu gerekçeye dayanan red sebebi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Sonuç: Davanın, yazılı taksim sözleşmesinin bulunmaması nedeniyle de reddi gerektiği yolundaki yerel mahkeme gerekçesine gelince; dava nedeniyle dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları, tarafların ortak murisi babaları Mustafa'nın 1958'de ölmesinden sonra mirasçılarının terekeyi taksim ettiklerini ve niza konusu 437 sayılı parselin kadastro tespitinden önce üç erkek çocuğu arasında zeminde üç parçaya bölünmek suretiyle paylaşıldığını ve taksim tarihinden bu tarafa herkesin kendisine ait yeri bağımsız olarak kullanageldiğini bildirmişlerdir. Bundan ayrı, muristen intikal ederek taksim sonucu diğer mirasçılar adına tespit gördüğü belirtilen taşınmazlara ait tutanakların incelenmesinde edinme sebebinin, taksim sonucu mirasçılara kalması olduğu görülmektedir. 3402 sayılı Yasanın 15. maddesi, taşınmazlarda taksim konusu ile ilgili hükümleri içermektedir. Buna göre tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların mirasçılar arasındaki taksimi her tür delille bu arada tanık delili ile de kanıtlanabilir. Toplanan delillere göre taksim olgusu kanıtlanmıştır. Ancak fen elemanının 09.04.1999 tarihli krokisinde gösterildiği şekilde bir taksimin imar Yasaları karşısında mümkün olup olmadığı hususu araştırılmamıştır. Nizalı yer Belediye hudutları içinde bulunduğuna göre Belediye Başkanlığına kroki örneği ekinde yazı yazılarak, bu hali ile taksiminin, imar mevzuatı açısından mümkün olup olmadığı soruşturulmalı, mümkün olduğu takdirde krokisinde (a) ile gösterilen bölüme ait tapu kaydının iptali ile bu bölümün davacılar adına tesciline karar verilmelidir. İfrazın mümkün olmaması halinde ise (a) ile gösterilen taşınmaz bölümünün zemindeki miktarının, tüm taşınmazın miktarına oranlanması yolu ile tespit edilecek pay oranında iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmelidir. Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olmakla kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 2.080.000.- lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine 05.07.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy