(743 S. K. m. 530, 639) (2675 S. K. m. 22)
Dava ve Karar: E. N. A. ve müşterekleriyle davalı-davacı Hazine, dahili davalı Pendik Belediye Başkanlığı, davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Amiroğlu Hipolit Oper kayyumu Av. N. T. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı; davacıların davasının reddine, Hazinenin davasının kabulüne dair Pendik 1.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.03.2000 gün ve 3733-161 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekiliyle duruşmasız olarak incelenmesi ise Hazine vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.11.2000 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Av. H. D.'la duruşmasız temyiz eden Hazine vekili Av. G. T. geldiler. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacılar 860 ada, 9 parselin tapu kaydının iptaliyle adlarına tapuya tesciline, davalı ve karşılık davanın davacısı Hazine vekili uyuşmazlık konusu parsel malikinin gaip olması nedeniyle Hazine adına tapuya tesciline, davacı gerçek kişilerin açmış olduğu davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davacı gerçek kişilerin davasının reddine, Hazinenin iptal ve tescil davasının kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu parsele ait kadastro beyannamesinde; Kanunisani 1300 tarih ve 17 numaralı tapu kaydına dayanılarak Fransız uyruklu A. oğlu H. O. adına 12.03.1948 tarihinde tespit edilmiş ve tutanak 20.09.1948 tarihinde kesinleşmiştir. Davacılar, kayıt malikinin 1940'lı yıllarda öldüğünü, mirasçılarının 1945 yılında Türkiye'yi terk ettiğini, 1950 yılından bu yana taşınmaza zilyet olduklarını, 1960 yılında üzerine ev yapmak suretiyle zilyedliklerini sürdürdüklerini, MK.nun 639/2 nci maddesinde belirtilen ölüm nedeniyle tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini, kaydın iptaliyle adlarına tapuya tesciline, davalı-karşı davanın davacısı Hazine vekilinin 20.06.1997 tarihinde açtığı ve bu dosyayla birleştirilen davayla kayıt malikinin gaip olduğunu taşınmaz 1980 yılından itibaren el konulduğunu kayyum marifetiyle yönetildiğini, MK.nun 530. maddesi hükmü uyarınca gaiplik sebebiyle kaydın iptaliyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Dava, mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacılar ölüm sebebine dayandıklarına göre kayıt malikinin ölüm tarihinin ve mirasçı bırakıp bırakmadığının belirlenmesi, mirasçı bırakmış ise davanın mirasçılarına yöneltilmesi, taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra açılmış bulunan davalar yönünden iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Dinlenen taraf tanıkları kayıt malikinin 1940 veya bunu izleyen yıllarda öldüğünü, bir veya iki mirasçı bıraktığını, mirasçılarının da 1945 yılında Türkiye'yi terkedip yurt dışına gittiklerini bildirmişlerdir. Tanık beyanlarına göre kayıt maliki mirasçı bırakmak suretiyle ölen bir kişidir. Mahkemece kayıt malikinin mirasçıları gereği gibi araştırılmadan ve dava onlara yöneltilmeden, özet olarak dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18/2 nci maddesi hükmü uyarınca Hazineye kalan yerlerden olduğunu, bu tür yerlerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği gerekçesiyle davacı gerçek kişilerin davasının reddine, kayıt malikinin gaip olduğu kabul edilmek suretiyle tapu kaydının iptaliyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Karar gerekçesinde de açıklandığı üzere Kanunlar uyarınca Hazineye kalan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın Kanunlar uyarınca Hazineye kalıp kalmadığı gereği gibi belirlenmemiştir. Gerçekten kayıt maliki hiç mirasçı bırakmadan ölmüş ise terekesi Hazineye intikal eder. Bu hüküm 2675 s. Kanunun 22/3 üncü maddesinde "Türkiye'de bulunan mirasçısı tereke Devlete kalır" tümcesiyle vurgulanmıştır. Böyle bir sonuca ulaşabilmek için adı geçen kişinin hiç mirasçı bırakmadan ölmüş olması gerekir. Kayıt maliki mirasçı bırakmış ve kayıt intikal görmemiş ise böyle bir kayıt MK.nun 639/2 nci maddesindeki koşullar altında hukuki değerini yitirebilir.
Tüm bu yönler gözönünde tutularak kayıt malikinin mirasçı bırakıp bırakmadığını araştırılıp belirlemek üzere taraflara süre ve imkan tanınması, tanık M. kayıt malikinin mirasçısı ve kızının Saint Joseph Fransız Okulunda öğretmenlik yaptığını bildirmiş olduğuna göre bu yerden de adı geçen kişinin bulunmasına yardımcı olacak bilgilerin sorulup gözönünde tutulması, gerekir ise mensup olduğu Devletin Konsolosluğu aracılığıyla nüfus kaydının temini, mirasçı bırakıp bırakmadığının araştırılması, mirasçı bırakmış ise davanın usulen onlara yöneltilmesi için taraflara imkan tanınması taraf teşkili eksiksiz olarak yapıldıktan sonra iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplandıktan sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerekir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 60.000.000.-lira Avukatlık ücretinin davalı Hazineden alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davacı gerçek kişilere verilmesine ve 4.390.000.-lira peşin harcın istek halinde davacılara iadesine 14.11.2000 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy