(743 S. K. m. 633)
Dava: Güllü Boğa ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Sarayönü Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 3.4.l997 gün ve 9/56 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı 2019, 2007, 2009, 3461 ve 2256 parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece 3461 sayılı parsel hakkındaki davanın kabulüne,diğer parseller hakkındaki davanın reddine karar verilmesi üzerine hükmün kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
11.10.1994 günlü bozmada özet olarak; uyuşmazlık konusu 3461 parselin Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükmü uyarınca kurulan Komisyonun düzenlemiş olduğu belirtmeye dayanılarak tesis edilen tapu kaydına göre Hazine adına tespit edildiği dayanak belirtmelikte taşınmazın mer'adan açıldığı Yargıtayın yerleşmiş uygulamaları gözönünde tutularak yerel bilirkişi ve tanıkların komşu köyler halkı arasından seçilip dinlenmesine, taşınmazın kadim veya tahsisli mer'a olup olmadığı hususunun belirlenmesi gereğine işaret edilmiştir. Uyulan bozma uyarınca 1.7.1996 tarihinde yapılan keşifte, yerel bilirkişilerden İbrahim Deveci komşu köyler halkı arasından diğer yerel bilirkişi Nuri Bakırcı ve tanık Abdülkerim Yetkin taşınmazın bulunduğu Kuyulusebil Köyü halkı arasından seçilip dinlenmişlerdir. Yerel bilirkişi İbrahim Deveci; 1948 yılından itibaren dava konusu taşınmazın tarla olarak kullanıldığını, niteliği hakkında bir bilgisinin bulunmadığını bildirmiş, aynı köyden dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, belirtme tarihinden önceki kazanmayı sağlayan zilyedlikten haber vermişlerdir. Önceki bozma kararında da değinildiği üzere mer'aya ilişkin uyuşmazlıklarda, yerel bilirkişi ve tanıkların komşu köyler halkı arasından seçilip dinlenmesi gerekir. Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde tanıklar aynı köy halkı arasından seçilip dinlenmişlerdir. Aynı köy halkı arasından dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların sözlerine değer verilmemesi gerekir. Bundan ayrı davacı uyuşmazlık konusu parselin tümünün tapu kaydının iptal ve tescilini istediği halde mahkemece, teknik bilirkişinin 27.3.1997 günlü mütalaası gözönünde tutularak ifrazının mümkün olmadığı gerekçesi ile paylı olarak davanın kabulüne karar verilmiştir. İmar Kanunun hükümleri uyarınca taşınmazın ifrazının mümkün olup olmadığının merciinden alınacak cevaba göre değerlendirilmesi gerekir. Bu konuda yetkili mercilere başvurulmadan ve cevap alınmadan teknik bilirkişinin mütalaasına dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.
Sonuç: Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile 3461 parsele ilişkin hükmün BOZULMASINA, 20.09.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy