(6831 S. K. m. 1) (4785 S. K. m. 1) (3116 S. K. m. 2) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Kemal Gürel ve müşterekleri ile Hazine, Büğet Köyü Tüzel Kişiliği, dahili davalılar Ayşe Gürel ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Çorum 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 15.12.1999 gün ve 335-579 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar eklemeli zilyedliğe dayanarak, Hazine adına tespit edilen (2741) nolu parselin tapusunun iptali ile adlarına tescilini talep etmiş, Hazine davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmekle karar Hazine vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davaya konu 2741 nolu parsel, dava dışı 2739 ve 2740 nolu parsellere uygulanan 29 Kanunievvel, 1931 tarih, 109 nolu tapu kaydının genişlemeye uygun sınırlara sahip olması nedeniyle kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tespit olmuştur. Paftada ve zeminde dava konusu taşınmazın güney sınırı orman olarak belirtilmiştir. Doğu sınırı ise mera olarak komşu 2736 nolu parsele uygulanan tapu kaydı miktar fazlası olarak tespit edildiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda, nizalı taşınmazın ormanla ilişkili olduğu anlaşılmaktadır. Ancak; bu yönde inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının araştırılması gerekir.
Bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı araştırılırken öncelikle o yerde orman tahdidi yapılıp yapılmadığı Orman İdaresinden sorulmalıdır. Orman kadastrosu yapılan bölgelerde, nizalı taşınmazın bulunduğu bölgeye ait kesinleşmiş sınırlandırma haritası, çalışma ve askı tutanakları getirtilerek bunlar uzman bilirkişi orman yüksek mühendisi ve yerel bilirkişi aracılığı ile mahallinde uygulanmalıdır. Sınırlandırma tutanağı ve haritasında tanımlanan ve gösterilen OTS ve belli sınır noktalarının mahalli bilirkişilerin bilgilerine başvurmak suretiyle yerleri tespit edilmelidir. Sonra harita teknik kurallara göre röper noktaları da belirtilmek suretiyle yerine uygulanmalı ve bu uygulama ayrıntılı şekilde uzman bilirkişi rapor ve krokisinde gerekçeli olarak açıklanmalı ve ayrıca dava konusu yer tahdit haritası üzerinde tasdikli şekilde gösterilerek belirtilmelidir. Açıklanan hususların yerine getirilmesi keşfin ve Yargıtay denetiminin sağlıklı yapılabilmesi yönünden zorunludur. Zira orman tahdidi yapılan yerlerde bir taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının tesbitinin ancak kesinleşmiş orman tahdit haritasına göre yapılacağı Yargıtay'ın yerleşmiş ve kararlılık kazanmış içtihatları gereğidir.
Taşınmazın bulunduğu yerde orman tahdidi yapılmamış ise o yerin öncesinin ne olduğu, orman sayılan yerlerden bulunup bulunmadığı yönünden araştırma yapılması gerekir. Bu araştırma yapılırken dava konusu taşınmazın ne olduğu ve hukuksal niteliğinin belirlenmesi için varsa ilgili yerlerden memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planları getirtilerek bu belgeler orman yüksek mühendisi uzman bilirkişi aracılığı ile mahallinde uygulanmalı ve taşınmazın bu belgelerde ne olarak gösterildiği ve niteliği belirlenmeli ve bu uygulama sonucu kapsamlı şekilde düzenlenecek krokide işaret edilerek denetlenmeye elverişli biçimde ayrıntılı bilgiyi kapsayan rapor düzenlenmelidir. Raporda ayrıca taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü üzerinde durulup, 6831 S.K.nun 1 ve ilgili maddelerindeki ormanla ilgili unsurlar gözönünde tutularak orman sayılan yerlerden olup olmadığı gerekçeli şekilde açıklanmalı, ayrıca taşınmazın 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun hükümleri karşısında durumu incelenip saptanmalıdır. 3116 sayılı Kanunla sadece Devlet ormanlarının belirlendiği 13.7.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 S.K.nun 1. maddesi gereğince 2.maddede sayılan istisnalar dışında bütün ormanların devletleştirildiği, Devletleştirilen ormanlardan bazılarının sonradan yürürlüğe giren 5658 SK.'la iadeye tabi tutulduğu, iade koşullarının Yasada gösterildiği gözönünde tutulmalıdır.
Öncesi orman olan yerin bitki örtüsü yok edilse dahi salt orman toprağının orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerektiği de düşünülmelidir. (HGK.16.10.1991 T., 1991/7-388 E., 498 K.; 16.12.1992 T., 1992/20-673-768; 26.4.1995 T., 1995/20-166-423).
Ayrıca davalı taşınmaza komşu parsel dayanak kayıtları da keşfen uygulanarak mera yönünden de araştırılıp incelenmesi, yine davacılar zilyedlik nedenine dayandıklarına göre 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinin gerektirdiği miktar sınırlaması için Tapu, Kadastro Müdürlüğü ve Adliye Yazı İşleri Müdürlüklerinden gerekli araştırmanın yapılması, DSİ ve Köy Hizmetleri Müdürlüklerinden taşınmazın 3083 sayılı kanuna göre sulu-kuru arazi olup olmadığı da araştırılıp tespit olmalıdır.
Sonuç: Açıklandığı şekilde yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan eksik inceleme ve araştırma ile hüküm verilmesi isabetsiz, Hazinenin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.09.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy