(4753 S. K. m. 1)
Dava: Sezer Erdağı ile Hazine ve Akçalar Köyü Muhtarlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne dair Arpaçay Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 11.11.1999 gün ve 54-85 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ile Hazine vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı 282, 314 ve 315 parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuş,mahkemece 282 parsel hakkındaki davanın kabulüne, 314 ve 315 parseller hakkındaki davanın reddine karar verilmesi üzerine hükmün kabule ilişkin bölümü Hazine vekili, redde ilişkin bölümü davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargılama tutanakları ve dosya kapsamına,toplanan delillere ve 314 ve 315 parsellerin 375 mera parseli içerisinde kaldığı belirlenmiş bulunduğuna göre her iki parsel hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde Yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacının bu parsellere karşı ileri sürmüş olduğu temyiz itirazlarının reddi ile 314 ve 315 parsellere ilişkin hüküm bölümünün ONANMASINA, 282 parsele ilişkin Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince: Tapulama tutanağına göre 282 parsel 23.01.1963 gün ve 75 numaralı tapu kaydına dayanılarak 24.12.1987 tarihinde Hazine adına tesbit edilmiş,Yavuz Erdağı isimli kişinin Arpaçay Kadastro Mahkemesine açmış olduğu tesbitin iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda 18.09.1992 gün ve 1992/55 esas 1992/98 karar sayılı hükümle davanın reddine karar verilmiş ve bu hüküm 16.12.1999 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan belirtmeden önceki sebebe dayandığına göre belirtme tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunun kanıtlanması gerekir. Her ne kadar bu davada dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, davacı ve murisinin 80-90 yıllık zilyedliğinden söz etmişler ise de yukarıda tarihi ve sayısı yazılı Arpaçay Kadastro Mahkemesinin hükmünde dava konusu taşınmazın belirtme tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edilmediği belirlenmiştir. Maddi olaya ilişkin bu belirleme davacı bakımından güçlü delil sayılır Esasen davacı da dilekçesinde 50 seneyi aşkın bir zilyedlikten söz etmiştir.
Sonuç: Kadastro Mahkemesinde kesinleşen olgu karşısında davacının belirtme tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile taşınmaza zilyed olduğu yolundaki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması Yasaya aykırıdır. Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile 282 parsele ilişkin hüküm bölümünün BOZULMASINA, 09.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy