(3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Hakkı Kandemir ve müdahil davacılar Hanife Küreci ve müşterekleri ile Hazine ve Yellibel Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair Ceyhan 1. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 6.7.1998 gün ve 215/268 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ile müdahil davacılar vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu taşınmaz bölümlerinin kendi adına, davaya katılan Hanife Küreci ve arkadaşları taşınmazın kendi adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmesi nedeniyle hüküm davacı ile davaya katılanlar vekilleri taraflarından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz l969 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında taşlık ve kayalık niteliği ile tesbit dışı bırakılan bir yerdir. Davacı taşınmazın 1971 yılından önce kendisi tarafından ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiğini, o tarihten bu yana zilyed olduğunu ileri sürerek adına tesciline, davaya katılanlar taşınmazın davacı ile ilgisinin bulunmadığını kendileri tarafından ihya edildiğini ileri sürerek adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Yerel bilirkişi ve tanıklar; taşınmazın 1971 yılında davacı tarafından ihya edildiğini ve o tarihten bu yana zilyed olduğunu açıklamışlardır. Mahkemece; dava konusu taşınmazın orman alanı içerisinde kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İmar-ihya yolu ile bir yerin kazanılması için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde belirtilen tüm olumlu ve olumsuz koşulların oluşmuş olması gerekir. Anılan madde hükmüne göre ihya yolu ile kazanılacak yerin öncelikle orman sayılmayan yerlerden olması gerekir. Ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen 26.5.1998 günlü raporda (A) harfi ile gösterilen 8200 m2 yüzölçüme sahip taşınmazın 1993 yılında yapılan orman kadastro haritasının dışında kaldığı, 16600 m2 yüzölçüme sahip taşınmazın da orman sınırlaması ile yapılan nitelik kaybı sebebi ile orman dışına çıkarma işlemi nedeni ile orman dışında bırakılan bir yer olduğu açıklanmıştır. Sınırlama ve nitelik kaybı sebebi ile yapılan işlemlerin kesinleştiği belirlenmemiştir. Bu nedenle (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğunun kesin olarak kabulü mümkün bulunmamaktadır.(B) harfi ile gösterilen yer de l993 tarihinde nitelik kaybı sebebi ile orman dışına çıkarılmış bulunduğuna ve o tarihten dava tarihine kadar da kazanma süresi geçmemiş bulunduğuna göre böyle bir yerin zilyedlik veya imar-ihya yolu ile kazanılması mümkün olmaz. Tüm bu yönler gözönünde tutularak orman sınırlandırma ve nitelik kaybı sebebi ile orman dışına çıkarma işlemlerinin kesinleşme tarihinin belirlenmesi, kesinleşmiş tahdit haritası dışında kalan yer orman sayılmayacağından bu yer bakımından davacı ve davaya katılanların iddia ve savunma çerçevesinde delillerinin eksiksiz olarak toplanılması 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi uyarınca miktar araştırması, 3083 sayılı Kanuna göre de kuru veya sulu nitelikte olup olmadığının merciinden sorulması, ayrıca yerel ve gazete ilanlarının yapılması 3 aylık ilan süresinin dolması tarihinin beklenilmesi, ondan sonra tüm delillerle birlikte değerlendirilerek bu yer hakkında hüküm kurulması, komşu parsellere ait tapulama tutanakları ve dayanak belgelerinin getirtilip uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulması gerekir.
Sonuç: Davacı ve davaya katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 1.548.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine 28.09.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy