(3402 S. K. m. 14, 17) (1757 S. K. m. 19)
Dava: Yunus Toymuş ile Hazine, Çalpala Köyü Muhtarlığı ve DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Iğdır Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 3.5.2000 gün ve 386/252 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı tarafından, Kadastro sırasında tescil harici bırakılan bir parça taşınmazın tapuya tescili istenmiş, Hazine davanın reddini savunmuş, mahkemece taşınmazın kısmen Aras Nehri'nin yatağı iken DSİ'nin yaptığı set sonucu bu niteliğinden arındığı,davacı yararına imar ihya ile iktisap koşullarının oluştuğu nedeniyle tescile karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve DSİ tarafından temyiz edilmiştir.
3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesine göre; Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir. Kanunun genel gerekçesinde mevcut kanunlara göre, ham toprağın zilyetlikle iktisabı mümkün olduğu halde, emek ve masraf sarfı ile yapılan imar-ihya sonunda elde edilen taşınmaz malların zilyedi adına tescili mümkün bulunmamaktadır. Bu haksızlığı gidermek gerekir denilmiştir.
İmar ihyaya konu olabilecek taşınmazlar uygulamada delicelik, taşlık, pırnallık, makilik, çalılık gibi Devletin hüküm ve tasarrufunda olan ziraate elverişli olmayan, ancak ham toprak olmakla beraber ziraat arazisine dönüştürmenin mümkün olduğu taşınmazlar olduğu görülür. İhya ile ilgili mülga 5618 sayılı Kanunda da Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz ham toprağı... taşlık, pırnallık ve delicelik olup da... masraf ve emek sarfedilerek bağ, bahçe meyvalık ve tarla haline getirilmiş... topraklardan bahsedilmiştir. Mülga 1757 Sayılı Kanunun 19. maddesinde de ...kesinleşen orman tahdit harita ve tutanakları dışında bırakılan yabani meyvelik fundalık, makilik ve benzeri arazilerden bahsedilmiştir.
Somut olayda; Dosya arasında mevcut jeoloji Mühendisi İbrahim Yavuzer'in raporuna göre, ...Arazi tabanı çakıl, kum, ince kum ve topraktan oluşmakta, üzerine sonradan suni olarak koyu kahverengi toprak taşındığı anlaşılmaktadır. Tabandaki kumlarla birlikte bulunan doğal toprağın rengi ise daha açık ve grimsi kahverengidir. Taşınmaz 1967 basımı haritada tamamen kumluk olarak gösterilmiştir. Mahalli bilirkişi 1934 doğumlu Bayram Öztürk ve davacı tanığı 1334 doğumlu Nevzat Karaduman taşınmazın öncesinin Aras Nehri yatağı olduğunu 1980-1985 yılında DSİ sedde yapınca suların çekildiğini nizalı yer ve çevresinin vatandaşlarca paylaşıldığını ve ıslah edildiğini söylemişlerdir.
Ziraat Mühendisi Hüseyin Yağmur da; taşınmaz içinde en büyüğü 16 yaşında 7-14 yaşlarında kayısı ve 25 yaşında söğüt ağaçları bulunduğunu söylemiştir.
Öncelikle taşınmaz Aras Nehri yatağı ve kumluktur. Böyle bir yere dışarıdan toprak taşınarak imar ihya edildiği, özel mülkiyete konu olabileceği düşünülemez.
Saniyen keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre DSİ 1980-1985'te sedde yapınca sular çekilmiştir. Sular çekilir çekilmez imar-ihyasının yapıldığı kabul edilse dahi dava tarihine göre 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi de geçmemiş olmaktadır. Davanın öncelikle taşınmazın niteliği nedeniyle ve ek olarak zilyetlik süresinin 20 yıla ulaşmamış olması nedeniyle reddi gerekir iken kabulü doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine ve DSİ.nin temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 2.080.000 lira peşin harcın istek halinde DSİ'ne iadesine 02.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy