(743 S. K. m. 639) (2863 S. K. m. 5, 6, 7, 8, 11)
Dava: Pembe Arkun ile Hazine, Hasan Arkun ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Bodrum 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.12.1999 gün ve 170-825 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı çekişmeli 65 ve 179 sayılı parsellerin kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle iptal ve adına tescilini istemiş, davalı Hazine davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabul edilmesi üzerine hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine dava konusu taşınmazın kültür ve tabiat varlıklarından sayılan taşınmaz olduğunu bu sebeple de tescilinin mümkün olamayacağını ileri sürmüştür.
Dava MK. nun 639/1. maddesine dayanan tapu iptali ve tescil davasıdır. Bu tür davalarda öncelikle dava konusu yerin, tescile elverişli yerlerden olması gerekir. Başka bir anlatımla taşınmaz özel mülkiyete konu olabilen, özel hukuk hükümlerine tabi, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmayan yerlerden olmalıdır. Bu durumda taşınmazın hukuki niteliğinin tesbiti önem kazanmaktadır. Yasa gereği taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkün değildir.
Bu yerin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 6. maddesinde sayılan ve tarif edilen taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarından olup olmadığı, 7. maddeye göre tesbitlerinin yapılıp yapılmadığı ve Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu kararı ile tescil edilip edilmediğinin öncelikle araştırılması gerekir. Aynı yasanın 8. maddesine göre, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Kurulu tarafından tespit edilen koruma alanı içerisinde bulunup bulunmadığı hususları Kültür Bakanlığından sorulup krokileri ilgili kurumlardan getirtilerek yerinde uygulanmak suretiyle nizalı yerin korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarından olup olmadığı veya böyle bir taşınmazın koruma alanı olup olmadığı tespit edilmelidir.
Sonuç: Nizalı yerin korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarından veya koruma alanı olduğunun anlaşılması halinde bu tür yerlerin 2863 Sayılı Kanunun 5. maddesi hükmüne göre Devlet malı niteliğinde bulunduğu ve 11. madde hükmüne göre de, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarının zilyetlik yolu ile iktisap edilemeyecekleri düşünülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu yönler düşünülmeden sadece arkeolog bilirkişi raporu ile hüküm verilmiş olması doğru değildir. Eksik inceleme ile hüküm verilmesi isabetsiz ve temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy