(743 S. K. m. 641)
Dava: Atilla Vehbi Konuk ve müşterekleri, müdahil davacılar Mustafa Erdil ve müşterekleri ile Hazine ve Karadayı Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Serik Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 9.2.2000 gün ve 256/39 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Belediye Başkanlığı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Daire bozma kararından sonra yapılan keşifte dinlenen ziraatçı ve Jeolog mühendisi teknik bilirkişiler tarihsiz ve havalesiz müşterek raporlarında; dava konusu taşınmazın toprak yapısı itibariyle 6. sınıf toprak niteliğinde olup bu sınıfa dahil olan toprak taşkın etkisi altında tuzlu, geçirgenliği zayıf, ağır bünyeli, killi, siltli ve halk arasında kara çatlak olarak tarif edilen ve ıslah edilmesi bünyesinde bulunan ve yıkanamayan tuz nedeniyle ekonomik olmayan toprak yapısına sahip olduğunu, yaz mevsiminin çok sıcak günlerinde aşırı buharlaşma nedeniyle toprak üzerinde ince bir tuz tabakasının bulunduğunu, bu durumun taban suyunun yakın ve tuzlu olduğunu gösterdiği, Acı Çayı'nın taşkınına yakın olması nedeniyle ancak Temmuz ve Ağustos aylarında tava geldiği, Ekim ve Kasım aylarında sonbahar yağışlarıyla birlikte hemen balçık oluştuğu bu kadar kısa sürede ağır killi, tuzlu toprakta yetişebilir kültür bitkisinin bulunmadığını, çeltiğin de bu tür arazilerde yetişmediği, arazi üzerinde yapılan gözlem ve araştırmada çok seyrek dokuda yabani tuzcul bitkilerin görüldüğü bunların tuz otu, tarla sarmaşığı, bataklık salkım otu olup bu bitkilerin hayvan yemi olarak da değerinin olmadığı sonuç olarak taşınmazın toprak yapısı üzerinde kültür bitkisinin yetiştirilemeyeceği kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir. Teknik bilirkişilerin açıkladıkları raporlarına göre dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte bulunmayan ve üzerinde tarım yapılması mümkün olmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki sahipsiz yerlerden olup herhangi bir şekilde ve imar ihya yoluyla dahi iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğu sabit olmuştur. Taşınmazın bu niteliğine ilaveten keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarda beyanlarında taşınmazın davacılar veya başkaları tarafından 1960 yılından buyana kullanılmadığını, 1960 yılından evvel bir kez çeltik ekildiğini, çeltik sahasının dışında kaldığını, ziraata ekim ve dikime hiçbir zaman konu olmadığını ve 1960 yılından sonra kullanılmadığını, ekilip dikilmediğini ve mer'a olarak kaldığını açıklamış olmaları ve böylece taşınmazın ne nitelik itibariyle iktisaba elverişli kültür arazisi cinsinden olduğu, ne de ekonomik amaca uygun bir kullanım söz konusu olmadığı ve iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğu gerek teknik bilirkişi rapor ve gerekse yerel bilirkişi ve tanık beyanlarıyla açıklanmış olması karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken toplanan delillere ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz ve davalı Belediye Başkanlığının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 2.080.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 28.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy