(2863 S. K. m. 6, 7, 8) (6831 S. K. m. 1)
Fatma ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair (Bodrum Birinci Asliye Hukuk Hakimliği)nden verilen 14/10/1999 gün ve 1002- 636 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından Süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Mahkemece taşınmazın niteliğinin belirlenmesine yönelik yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu 289 parsele ait tapulama tutanağında "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 1987 tarih, 3492 sayılı kararına göre taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığı anlaşıldığından 2863 sayılı Kanunun 11. maddesi gereğince Hazine adına tespitinin yapıldığı" anlaşılmaktadır. Mahkemece taşınmazın kültür ve tabiat varlıklarından olup olmadığı hususundaki araştırması ilgili ve yetkili merciinden yapılmamış, keşifte dinlenen arkeolog bilirkişinin beyanı ile yetinilmiştir. Oysa bir yerin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 6. maddesinde sayılan ve tarif edilen "Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarından" olup olmadığı, 7. maddeye göre tespitlerinin yapılıp yapılmadığı "Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu" kararı ile tescil edilip edilmediği araştırılmalıdır. Aynı Yasanın 8. maddesine göre Taşınmazın Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Kurulu tarafından tespit edilen koruma alanı içerisinde bulunup bulunmadığı hususu da Kültür Bakanlığından sorulup ilgili evrak ve krokileri de kurumlardan getirtilerek yerinde uygulanmak suretiyle nizalı yerin korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarından olup olmadığının tespiti gerekirken, açıklanan kurumlardan resmi ve ilgili belgeler getirtilmeden jeolog bilirkişinin beyanı ile yetinilmesi Yasaya uygun değildir. Jeolog bilirkişi ancak yukarıda açıklanan bilgi ve belgelerin ilgili kurumlardan temininden sonra bunları uygulamakla mükelleftir. Bundan ayrı, davacının taşınmazı satın aldığı Süleyman açısından 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi hükmü uyarınca miktar araştırması yapılmamış olması da usul ve Yasaya aykırıdır. Mahkemece orman araştırması yönünden gerekli inceleme yapılmış ve keşifte ormancı uzman bilirkişi dinlenmiş ise de, keşif öncesi orman idaresinden temini gerekli olan kesinleşmiş sınırlandırma haritası, çalışma ve askı tutanakları getirtilmeden ve bunlar dosyaya konulmadan ormancı bilirkişi beyanı ile yetinilerek inceleme yapılmıştır. Oysa Yargıtay denetimi sırasında gözönünde tutulmak üzere nizalı taşınmazın bulunduğu bölgeye ait kesinleşmiş sınırlandırma haritası, çalışma ve askı tutanakları...bulunduğu yerden dosyaya getirtilmeli ve bunlar uzman bilirkişi orman mühendisi ve yerel bilirkişi aracılığıyla mahallinde uygulanmalıdır. Uygulama sırasında sınırlandırma tutanak ve haritasında tanımlanan ve gösterilen O.T.S ve belli sınır noktalarının mahalli bilirkişilerin de görüşlerine başvurulmak suretiyle yerleri tespit edilmelidir. Sonra, harita teknik kurallara göre röper noktaları da belirtilmek suretiyle yerine uygulanmalı ve bu uygulama ayrıntılı şekilde uzman bilirkişi rapor ve krokisinde gerekçeli olarak açıklanmalı ve ayrıca dava konusu yer tahdit haritası üzerinde tasdikli bir şekilde gösterilerek belirtilmelidir. Açıklanan hususların yerine getirilmesi keşfin ve Yargıtay denetiminin sağlıklı yapılabilmesi yönünden zorunludur. Zira orman tahdidi yapılan yerlerde bir taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının tespitinin ancak kesinleşmiş orman tahdit haritasına göre yapılacağı Yargıtay'ın yerleşmiş ve kararlılık kazanmış içtihatları gereğidir. Taşınmazı Kültür ve Tabiat Varlıkları ve ormanla ilgisi yönünden yukarıda açıklandığı gibi ve usulüne uygun şekilde yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm verilmiş olması isabetsiz ve temyiz itirazlar yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.02.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy