(743 S. K. m. 641) (3402 S. K. m. 14, 17) (1086 S. K.m. 259) (2942 S. K. m. 38)
Dava: Gülüzar Kılıç ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Cihanbeyli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 16.04.1999 gün ve 417-344 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu taşınmazın imar-ihya ve zilyedlik hukuki nedenine dayanarak tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Mahkemece yapılan araştırma sonunda 4753 sayılı Kanuna göre yapılan uygulamada uyuşmazlık konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu açıklanmıştır. Böyle bir yer kural olarak MK. nun 641. maddesi kapsamına giren Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden sayılır. Bu tür yerlerin doğal yapısı ve nitelikleri itibariyle ekonomik amaca uygun şekilde tarım arazisi olarak tasarruf edilebilecek yerlerden bulunmamaları nedeniyle kazandırıcı zamanaşımı ve zilyedlik yoluyla edinilmesi mümkün bulunmamaktadır. Böyle bir yer ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde açıklanan olumlu ve olumsuz koşulların yerine getirilmesi halinde imar-ihya sonucu kazanılabilir.
Dava konusu taşınmaz, tespit dışı bırakılma tarihindeki niteliğine göre ancak imar-ihya yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup 3402 SK.nun yürürlüğe girmesinden sonra bu tür yerlerin kazanılabilmesi için imkan sağlanmıştır. Davacının yeniden getirilen bu imkandan yararlanabilmesi için öncelikle davacıya bu yönde iddiasını kanıtlama imkanının tanınması ve 3402 SK.nun ihyaya ilişkin 17. maddesindeki tüm olumlu ve olumsuz koşulların araştırılması bu maddede belirtilen koşulların gerçekleşmesinden sonra ayrıca aynı kanunun 14. maddesinde belirtilen koşullar altında zilyedliğin geçmiş olması gerekir. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri hükümleri uyarınca ancak bu maddelerdeki koşulların varlığı halinde ihyanın tamamlanmasından sonra başlayan zilyedlik kazanma sağlar.
Somut olayda da ihya olgusu gereği gibi araştırılmamıştır. 3402 S.K.nun imar-ihya yoluyla mülk edinme olanağı sağlayan 17. maddesine göre,bir yerin imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilebilmesi için bu yerin,orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tarıma açılması mümkün yerlerden olması ve tarıma elverişli hale getirilmesi gerekir. Yasaya uygun bir ihya işleminin tamamlandığından bahsedebilmek için de maddede öngörülen arazi ve ihya eylemi ile ilgili olumlu veya olumsuz şartlarla birlikte 14. maddedeki iktisapla ilgili şartlar yerine getirilmiş olmalıdır.
İmar-ihyanın arazi ile ilgili koşullarından olan, tarıma açılan ve tarıma elverişli hale getirilen araziden amaç; Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tarıma açılması mümkün olan yerlerdir. Bu tür araziler henüz üzerinde kültür (işlemi) yapılmayan fakat doğal nitelikleri gereği tarıma elverişli olan yerlerdir. Ancak tarım arazisi olarak kazanılması mümkün olan bu tür yerlerin; zor ve zahmetli bir emek sarfıyla bizzat veya işçi kullanmak suretiyle tarıma elverişli hale getirilmesi durumunda kazanılması mümkündür. Üzerinde hiçbir şekilde tarım yapılamayan veya tarıma elverişli hale getirilemeyen oluşları ve yaradılışları bakımından tarıma elverişli olmayan kayalık, falez ve buzulluk gibi yerlerin ihyası mümkün olmadığı gibi ihya iddiası da dinlenemez. Bu sebeple ihya ve davaya konu taşınmazın açıklanan özelliklere göre niteliğinin tespiti önem kazanmaktadır. Öncelikle taşınmazın ihyadan önceki niteliği uzman, yerel ve teknik bilirkişiler ile tanıklar taşınmaz başında HUMK. nun 259. maddesi uyarınca keşfen dinlenmek suretiyle ihyadan önceki niteliği yukarıda açıklanan unsurlar gözönünde tutularak araştırılıp tespit edildikten sonra ihyaya uygun yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, davacı veya murisi tarafından emek ve para sarfıyla imar-ihya edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, en önemlisi ihyanın tamamlandığı tarihten tespit tarihine kadar Yasada belirtilen 20 yıllık zilyedlik süresinin nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyle geçip geçmediği 3402 SK.nun 17. maddesindeki sair koşullarla, 14. maddesindeki iktisapla ilgili koşulların da araştırılması ve ayrıca taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesi yönünden de incelenmesi, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: Eksik inceleme ve ihya olgusunun kanıtlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 18.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy