(3402 S. K. m. 14, 17) (1086 S. K. m. 363)
Dava: Hüseyin Özer ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Çaycuma 2.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.05.2000 gün ve 166-232 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, uyuşmazlık konusu 104 ada, 3 parsel sayılı taşınmaza ait tapunun iptali ile adına tescilini istemiş, davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dosya arasında bulunan kadastro tutanağına ekli Kadastro Komisyonunun 07.07.1987 günlü kararında, taşınmazın öncesinin ırmak metrukatı olduğu hususuna değinilmiştir. O halde; taşınmazın ırmakla bağlantısının araştırılması ve özellikle ırmaktan kazanılan yerlerden olup olmadığının saptanması için taşınmaz başında uzman jeolog bilirkişi marifetiyle yeniden keşif yapılması, taşınmazın niteliğinin belirlenmesi, öncesinin ırmak metrukatı olduğunun belirlenmesi halinde 3402 sayılı Kanunun 17. maddesi koşullarının da incelenmesi gerekir. Bundan ayrı, 3402 Sayılı Kanunun 14. maddesi hükmüne göre zilyedliğin bu Kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilemeyen hallerde zilyedin kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemez. 1617 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 26.7.1972 tarihinden itibaren açılan dava sonunda zilyed adına bu yolla ya da Tapulama veya Kadastro yolu ile tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden sorulup belirlenmesi ve ayrıca bu maddenin 2. fıkrası hükmüne göre sulu ve kuru toprak ayırımının 3083 sayılı kanun hükümlerine göre araştırılıp belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece bunlardan zuhul ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmiş olması isabetsizdir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy