(743 S. K. m. 581, 630)
Dava: Ahmet ve Ali Etike ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Yenice Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 27.02.1997 gün ve 111-133 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili 10.08.1988 tarihli dava dilekçesiyle müvekkilleri Ahmet ve Ali Etikeye miras bırakan anne ve babasından kalan ve kadastro sırasında Hazine adına tescil edilen 551 ve 581 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile müvekkilleri adına tescilini istemiştir. Daha sonra muris Mustafa Etike terekesine, Ahmet Etike miras şirketi mümessili olarak tayin edilmiştir. Davacılar taksime dayanmamış, mirasçılar adına davayı takip etmişlerdir. Hazine, davanın reddini savunmuş, mahkemece Mustafa kızı Ganime'ye ait veraset ilamının dosyaya sunulması veya mirasçılarının muvafakatlarının sağlanması için yetki belgesi verildiği halde taraf teşkili sağlanamadığından ret kararı verilmiştir. Hüküm miras şirketi mümessili Ahmet Etike ile Ali Etike vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Öncelikle davacıların mirasçılar adına mı davayı açtıkları, yoksa kendi müstakil haklarına mı dayandıkları yönünün duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklattırılması lazımdır. Davacılar, bir ara taksimen iktasaba dayanmışlar sonra 21.11.1996 tarihli celsede bu taleplerinden vazgeçmişlerdir. Bir ara davayı muris adına mümessil olarak takip etmişlerdir.
Bilindiği gibi; iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi malda paydaş olanlar miras şirketinin tümünü kapsar şekilde değil de, sadece kendi paylarına ilişkin olarak talepte bulunmaları halinde dava ret edilecektir (MK.m.630, 581).
Bir kısım paydaş taşınmazın terekeye ait olmadığını iddia ile dava açmışlarsa, miras şirketinin davalı olarak davada yer alması, bu nedenle de miras şirketine mümessil tayini gerekir.
Taşınmazın miras şirketin malı olduğundan bahisle dava açılması halinde tüm mirasçıların dava açması veya dava açmayanların davaya usulen muvafakatlarının sağlanması veya miras şirketine mümessil tayini suretiyle davanın takibi gerekir.
Bir kısım mirasçının taksime dayanması halinde de taksimin usulen ispat edilememesi halinde davanın tereke adına takibi gerekecektir.
Yukarıda da değinildiği gibi davacılar bir ara taksimden bahsetmişler, sonra taksimi ispat edemeyeceklerini açıkladıklarına göre taşınmazın muris 1955te ölen Mustafa Etike'den kaldığı ortaya çıkmış olmaktadır. O halde; Hazineye karşı açılan bu dava MK.nun 581 ve 630. maddeleri gereğince miras şirketi adına takip edilecektir. Davacı mirasçı Ahmet, muris Mustafa'nın terekesi mümessili olarak vekili vasıtasıyla davayı takip etmektedir ve taraf teşkili sağlanmıştır.
Miras şirketine dahil mirasçılardan birinin davada taraf teşkili sağlandıktan sonra ölmesi davanın takibini engellemez. Çünkü; bir kez dava şartı yerine getirildikten sonra davanın iştirak halinde malik olanlardan birisi veya birkaçı tarafından takip edilmiş olması yeterlidir.
Somut olayda; dava tereke mümessili tarafından takip edildiğine göre mirasçılardan birisinin ölmesi halinde artık ölen mirasçının terekesine de yeniden bir mümessil tayini gerekmez. O halde; bu yolda verilen kesin mehil içeren ara kararında bir isabet yoktur. Davanın bu nedenle ret edilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve 2.080.000. lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 18.01.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy