(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 259, 275) (YHGK 30.03.1994 T. 1993/8-939 E. 1994/176 K.)
Dava: Ahmet Şaffak ile Hazine ve Tonya Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Tonya Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.10.2000 gün ve 87-52 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine Temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar muristen intikal eden eklemeli zilyetliğe dayanarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adlarına miras payları oranında tescile karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Hazine Temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm yermeye yeterli değildir. Dava zilyetliğe dayanan tapu iptali ve tescil talebine ilişkin bulunmaktadır. Mahkeme davada tanık dinlemeksizin keşifte dinlenen yerel bilirkişinin zilyetlik konusunda verdiği bilgi ile yetinerek ve taraflardan tanık listesi istenmeden ve tanık dinlenmeden taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescile karar vermiştir.
Bu tür davalarda iktisabı sağlayan zilyedliğin ispatı gereklidir. Zilyetlik olayları maddi olaylardandır. Maddi olaylar ancak tanık ve benzeri delillerle ispat edilebilirler. Mahkemece zilyedlik araştırmasında bilirkişinin verdiği bilgi ile yetinilerek hüküm verilmiştir. HUMK.nun 275. maddesinde hangi amaçla bilirkişinin bilgisine başvurulacağı açıklanmıştır. Bunun dışında tanık sözleri ile tespiti gereken bir yön için tanık dinlenmeden bilirkişinin bilgisi ile yetinilemez. Benimsenen usul ve kanuna uygun olan uygulamaya göre zilyedliğin ilk önce tanık sözleri ile tespiti şarttır. Bu yapılmadıkça bilirkişi sözleri yalnız başına bir delil olamaz. Taşınmaz malın yer, sınır ve dava tarihindeki değeri konusunda özel bilgisini veren yerli bilirkişinin zilyetlik konusundaki sözleri ancak, zilyedliğin tespiti maksadı ile dinlenen tanıkların sözlerinin doğruluğunu gösteren tamamlayıcı bir bilgi olarak gözönünde tutulabilir. O halde zilyedliğe dayanan tapu iptali ve tescil davalarında tanık dinlenmeden yerel bilirkişinin sözleri ile iptal kararı verilemez (HGK.,30.3.1994 T.,1993/8-939 E., 1994/176 K)
Bu itibarla yukarıda açıklandığı gibi zilyedlik olaylarının tanık sözleri ile ispat edileceğinin gözönünde tutulması, taraflardan tanık ve benzeri delillerin istenmesi bunların HUMK. nun 259. maddesi uyarınca taşınmaz başında dinlenmeleri ve tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirildikten sonra uyuşmazlık hakkında bir karar verilmelidir.
Bundan ayrı, 3402 sayılı Yasanın ilgili maddesi hükmü uyarınca taşınmazın önceki maliki muris Halim ve davacı mirasçılar hakkında miktar ve nitelik araştırması da yapılmamıştır. 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi hükmüne göre zilyedliğin bu Kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilemeyen hallerde zilyedin kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyecektir. Taşınmaz davacıya murisinden intikal ettiğine ve intikal tarihi ile dava tarihi arasında iktisabı sağlayan sürenin geçmediği belirlendiğine göre,1617 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 26.7.1972 tarihinden itibaren açılan dava sonunda mirasçılar ve davacı zilyed adına bu yolla ya da tapulama veya kadastro yoluyla tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu, Kadastro ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüklerinden sorulup belirlenmesi ve taşınmazın 3083 sayılı Kanun uyarınca Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığı DSİ ve Köy Hizmetleri Müdürlüğünden sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Ayrıca, taşınmaz kadastroca mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Bu nedenle hukuksal niteliğinin etraflı bir şekilde araştırılması, tarafların sunacağı listelerdeki tanıklardan hali hazır ve önceki durumu itibariyle kadim veya tahsisli meralardan olup olmadığı hususunun sorulmasıyla birlikte komşu taşınmazlara ait kadastro tutanakları da getirtilerek uygulanan kayıt ve belgeler var ise bunlarında mahallinde yerel bilirkişi ve gerektiğinde tanıklar marifetiyle uygulanarak dava konusu taşınmaz bölümünün ne şekilde gösterildiği araştırılıp hukuksal niteliğinin belirlenmesi gerekir.
Sonuç: Eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması isabetsiz ve temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.03.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy