(1086 S. K. m. 72, 73, 74, 75, 217, 259, 275) (YHGK. 30.03.1994 T. 1993/8-939 E. 1994/176 K.)
Muhittin Çetin ile Ahmet Çetin ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Zile Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21.12.2000 tarih ve 369-388 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı murisinden taksimen intikal eden miras hakkına ve zilyetliğe dayanarak dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile adına tescile karar verilmesini istemiştir. Davalılar taşınmazların babaları Mustafa'dan kaldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava zilyetliğe dayanan tapu iptali ve tescil talebine ait bulunmaktadır. Mahkemece davada tanık dinlenmeksizin keşifte kendiliğinden dinlenen yerel bilirkişi ve taraflarca ikame edilmeyen tespit bilirkişisi beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmuştur. HUMK. nun 217/2. maddesi hükmüne göre davanın ispatı içerisinde taraflara delillerini göstermeleri ve bunların tebliği için uygun bir süre mehil veya kesin mehil verilmelidir. Bu husus taraflara ilişkin yükümlülüktür. Türk Yargı sistemine ve HUMK. nun 72-75. maddelerine göre hakim kendiliğinden bir davaya inceleyip uyuşmazlığı çözemez. Taraflar iddia ve savunmalarının dayanağı olan olayları ve bunların delillerini hazır etmek ve bildirmekle yükümlüdürler. Bu yükümlülük hukuk sistemimizce kabul edilen taraflarca hazırlama ilkesinin sonucudur. Taraflarca hazırlama ilkesi delilleri de kapsar ve kural olarak deliller taraflarca gösterilir. Hakim kendiliğinden delillere başvuramaz ve kendiliğinden topladığı delillere dayanarak hüküm veremez HUMK. nun 75/3. maddesi hükmüne göre iki tarafa iddia ve savunmaları çerçevesinde gerekli delillerin gösterilmesini ve verilmesini emredebilir. Tarafların dayanmadığı ve ileri sürmediği bir delili mahkemenin kendiliğinden incelemesine imkan olmadığı gibi kendiliğinden tanık dinlenmesine de cevaz yoktur. Mahkeme yukarda açıklandığı biçimde taraflardan delilerini ve tanık listelerini istemeden yerel bilirkişi beyanları ile yetinerek davanın reddine karar vermiştir. Bu tür davalarda iktisabı sağlayan zilyedliğin ispatı gereklidir. Zilyetlik olayları maddi olaylardandır. Maddi olaylar ancak tanık ve benzeri delillerle ispat edilebilirler. Mahkemece zilyedlik araştırmasında bilirkişinin verdiği bilgi ile yetinilerek hüküm verilmiştir. HUMK. nun 275. maddesinde hangi amaçla bilirkişinin bilgisine başvurulacağı açıklanmıştır.
Bunun dışında tanık sözleri ile tespiti gereken bir yön için tanık dinlenmeden bilirkişinin bilgisi ile yetinilemez. Benimsenen usul ve yasaya uygun olan uygulamaya göre zilyedliğin ilk önce tanık sözleri ile tespiti şarttır. Bu yapılmadıkça bilirkişi sözleri yalnız başına bir delil olamaz. Taşınmaz malın yer, sınır ve dava tarihindeki değeri konusunda özel bilgisini veren yerel bilirkişinin zilyetlik konusundaki sözleri ancak, zilyedliğin tesbiti maksadı ile dinlenen tanıkların sözlerinin doğruluğunu gösteren tamamlayıcı bir bilgi olarak gözönünde tutulabilir. O durumda zilyedliğe dayanan tapu iptali ve tescil davalarında tanık dinlenmeden yerel bilirkişinin sözleri ile iptal kararı verilemez (HGK., 30.03.1994 T., 1993/8-939 E., 1994/176 K) Bu itibarla yukarda açıklandığı gibi zilyedlik olaylarının tanık sözleri ile ispat edileceğinin gözönünde tutulması, taraflardan tanık ve benzeri delillerin istenmesi bunların HUMK.nun 259. maddesi uyarınca taşınmaz başında dinlenmeleri ve bütün deliller toplanıp birlikte değerlendirildikten sonra uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken bunlar yerine getirilmeden eksik inceleme ile ve yalnızca bilirkişi sözleri ile yetinilerek hüküm verilmesi isabetsiz ve temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA ve 3.120.000 TL. peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 29.03.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy