(743 S. K. m. 639)
Dava: Rıza ile Hazine ve Y. Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair Ç. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 2.11.2000 gün ve 31/67 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazların adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Hazine Temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece tescil konusu edilen taşınmazların sınırlarının değişmeye ve genişletmeye elverişli olduğu, komşu taşınmazlardan elde edildiği, bu nedenle davanın sabit olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Davacı, MK. nun 639/1.maddesi hükmüne dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar, davacının dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile Yasada belirtilen koşullar altında tasarrufta bulunduğunu bildirmişler, ziraatçı uzman bilirkişi, taşınmazların 03.10.2000 günlü raporda açıklanan sınırlarla çevrili bulunduğunu, 40-50 yıldan bu yana işlenmek suretiyle kültür arazisi niteliğinin kazandırıldığı, taşınmazların sınırında meşe, ardıç ve pınar cinsi çalılar bulunmasına rağmen orman sayılmayan yerlerden, mera arazisi vasfında olmamakla birlikte sınırında belirtilen kıraç kesimlerin mera vasfını taşıdığını açıklamıştır. Ziraatçı bilirkişinin raporu taşınmazın niteliği bakımından duraksama yaratmaktadır. Gerçekten de taşınmazların sınırlarında kıraç alanlar bulunmaktadır. Bu taşınmazların mera niteliğinde bulunup bulunmadığı, mera ise dava konusu taşınmazlarında meradan elde edilen yerlerden olup olmadığının sağlıklı bir biçimde araştırılıp belirlenmesi, ayrıca taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının ormancı bir bilirkişi aracılığıyla yöntemine uygun bir biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir.
Mahkemece yapılacak iş; taşınmazların sınırlarındaki çalılık alanlar gözönünde tutularak MK. nun 639/3.maddesi hükmü uyarınca davanın Orman İdaresine yöneltilmesi, taşınmazların bulunduğu yerde tahsisli mera bulunup bulunmadığının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden, 6831 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca orman sınırlandırma çalışmalarının yapılıp yapılmadığının, Orman İdaresinden sorulması, bunlara ait belgelerin getirtilerek dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik, ormancı ve ziraat mühendisi seviyesinde bir bilirkişi aracılığıyla dava konusu taşınmazların başında yeniden keşif yapılması, taşınmazların sınırında kamunun yararlandığı mera ve benzeri nitelikte yerler bulunup bulunmadığının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulması, orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususunda ormancı bilirkişiden rapor alınması, taşınmazların niteliği hakkında ziraatçı uzman bilirkişiden gerekçeli rapor alınması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 2.080.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 12.03.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy