(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Ali Bahçeli ve müşterekleri ile Hazine ve Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair Ankara-Gölbaşı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 16.04.1998 gün ve 964-375 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar dava konusu taşınmazın MK. nun 639/1. maddesi uyarınca adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece 3402 sayılı Yasanın 17. maddesindeki imar İhya koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Toplanan deliller, dosya kapsamı ve dosyada mevcut Kadastro Müdürlüğü cevabi yazılarına göre, taşınmazın 1950 yılında yapılan kadastro işlemi sırasında hali niteliğindeki ve kimsenin tasarrufunda bulunmayan yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı anlaşılmıştır. Bu hususu dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar da doğrulamışlardır. 3402 sayılı Yasanın 17. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen arazinin masraf ve emek sarfı ile imar ihya edilerek tarıma elverişli hale ve 14. maddedeki iktisap koşullarının da yerine getirilmesi ve 2. fıkrada açıklanan imar planı kapsamı dışında kalma unsurunun da mevcut olması gerekir. Yasanın bu hükmüne göre taşınmazın imar ihyasından söz edebilmek için öncelikle hukuksal niteliğinin ihyayı gerektiren yerlerden olduğunun belirlenmesi gerekir. Uyuşmazlık konusu taşınmaz yukarıda açıklandığı gibi 1950 yılında hali niteliğindeki ve kimse tarafından tasarruf edilmeyen yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılmıştır. Yasada öngörülen ve ihyayı gerektiren taşınmazlar orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunup kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve imar planı kapsamında olmayan ancak tarıma elverişli olmaması nedeniyle tarıma elverişli hale getirilmiş olan ve bu işlem için de zor ve zahmetli emek ve masrafı gerektiren taşınmazlardır. Gerek Dairemizin içtihadı gerekse Yargıtay görüşüne göre, tarla içerisinde bulunan zor ve zahmetli bir masrafı gerektirmeyen ve sadece taş toplamak suretiyle temizlenmesi mümkün olan taşları temizleme eylemi ihya fiili olarak düşünülemez. Nizalı taşınmaz açıklandığı gibi 1950 yılında hali yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılmıştır. Bu tür yerler maddede açıklanan özel bir emek ve masrafı, başka bir anlatımla zor ve zahmetli bir emek ve masrafı gerektiren yerlerden değildir. Bu sebeple imar ihya şartları araştırılmaksızın yani 17. maddenin olumlu ve olumsuz koşulları araştırılmadan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisabı mümkün yerlerden olup imar planı kapsamında bulunup bulunmadığının, kamu hizmetine tahsis edilen yerlerden olup olmadığının da araştırılmasına gerek olmadığı gibi dosyadaki cevaplardan da imar planı kapsamı dışında kaldığı, kamu hizmetine tahsis edilen yerlerden olmayıp sadece Çevre Koruma Kurulu'nun cevabına göre ağaçlandırılması düşünülen yerlerden olduğu, bu haliyle de kamu hizmetine tahsisinden söz edilemiyeceği toplanan delillerle sabit olmuştur. 14. maddede açıklanan iktisap koşullarının da yerine getirildiği ve davacıların murislerinden intikalen eklemeli zilyetlikle iktisap koşullarının tamamlanıp mülkiyet haklarının doğduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, Yasal olmayan ve dosya kapsamına uymayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz ve temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 3.240.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine 19.03.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy