(743 S. K. m. 612) (3402 S. K. m. 4, 15, 33) (1086 S. K. m. 95)
Dava: Burhanettin Aygün ile Saadet Aygün ve Ayşe Özmen aralarındaki dava hakkında Mudanya Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 24.2.2000 tarih ve 137/43 sayılı hükmün Dairenin 11.12.2000 gün ve 8644/9623 sayılı ilamıyle onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dava konusu ve tarafların müşterek murisi Abidin Aygün adına kayıtlı 5.3.1964 tarih 8 sıra numaralı tapunun kapsadığı murise ait taşınmazın 1982 yılında ölen murisin ölümünden sonra mirasçılar arasında yapılan sözlü miras taksim sözleşmesi ile kendisine bırakıldığını bu sebeple muris üzerinde kayıtlı bulunan tapunun iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece taksim sözleşmesinin yazılı olması gerekeceği düşüncesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm Dairece onanmıştır. Onama kararına karşı davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Sonuç: İptali istenen tapu kaydı tarafların murisi Abidin Aygün üzerinde kayıtlı olup muris dosyada bulunan mirasçılık belgesine göre 1982 yılında ölmüştür. Tüm mirasçılar davada taraf durumundadır. Yargılama sırasında mirasçılardan Saadet Aygün 6.7.1999 tarihli oturumda babalarının ölümünden sonra terekenin taksiminin yapıldığını, kendilerine tapusuz yerlerin düştüğünü, tapulu yerin de davacı Burhanettin'e isabet ettiğini ve davayı kabul ettiğini, herhangi bir hakkının bulunmadığını imzalı beyanı ile açıklamıştır. Dava, kadastro görmeyen yerde kayıtlı bulunan tapulu taşınmazın mirasçılar arasında taksimi ile ilgilidir. M.K. nun 612. maddesi hükmüne göre mirasçılar arasında yapılan taksim sözleşmelerinin yazılı olması gerekir. Bu sebeple mahkemenin bu husustaki gerekçesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, 3402 sayılı Yasanın 15/1 ve 33/3. maddeleri hükümlerince Kadastro Kanununun uygulandığı ve tapulama gören yerlerde dava konusu taşınmazın bulunduğu yere henüz sıra gelmemiş olsa dahi 3402 sayılı Yasanın anılan madde hükümlerine uygulanması gerekir. Taksimle ilgili madde hükmüne göre de, kadastro çalışmalarına başlanmamış ve henüz tespit görmemiş olan taşınmazlar için taksim iddiasının her türlü belge, bilirkişi ve tanık beyanlarıyla ispatı mümkündür. Bu durumda öncelikle taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmalarına başlanıp başlanmadığı anılan Yasanın 4. maddesi hükmü uyarınca Kadastro Müdürlüğünden sorulmalı, kadastro çalışmalarına başlanmış ise yukarıda açıklandığı gibi 3402 sayılı Yasanın 15/1. maddesi hükmünden yararlanılacağı hususu düşünülmeli, başlanılmamış ise davayı kabul eden davalı mirasçı payı yönünden de H.U.M.K.nun 95. maddesi hükmü uyarınca feragat veya kabulün kesin hükmün hukuki neticelerini hasıl edeceği düşünülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz olup ret kararının açıklanan nedenle bozulması gerekirken, Dairece yanlışa düşülerek onanmış olduğu anlaşıldığından Dairenin 11.12.2000 tarih 2000/8644-9623 sayılı kararının kaldırılarak davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA ve 6.610.000 lira peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 15.03.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy