(1086 S. K. m. 274) (3402 S. K. m. 15)
Dava: Harun ve Necmi Güdük ile Elmas ve Ali Eski aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Eynesil Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 28.11.2000 gün ve 75-50 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.06.2001 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Av. Bilal Güdük geldi. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 108 ada, 37 ve 38 parsellerin tapu kayıtlarında davalı Elmas Eski adına olan payın iptali ile davalı Ali Eski adına intifa hakkına ilişkin şerhin silinmesine karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlar, mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar davacılar vekili 14.12.1999 tarihli dilekçelerinde bildirdikleri tanıkların dinlenmediğini öne sürmekte ise de, davacılar vekili dinletmek istediği tanıklarını 15.10.1998 tarihli dilekçe ile bildirmiş ve bildirdiği 5 tanıktan 4 tanesi dinlenmiş, Emrullah Yuvarlak isimli tanık dinlenmemiş ve açıkça dinlenilmesinden vazgeçilmemiştir. O halde 14.12.1999 tarihli dilekçe altında sıralanan tanık listesi ikinci tanık listesi niteliğinde olup, HUMK. nun 274. maddesi uyarınca ikinci tanık listesi verilemez, verilse bile karşı tarafın kabulü halinde dahi ikinci listedeki tanıklar dinlenmez. O halde; davacılar vekilinin ikinci tanık listesindeki tanıklarının dinlenmediği yolundaki itirazı yerinde değildir.
Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince: Kök muris Yuvarlakoğlu Mustafa'dan kalan taşınmazların önce üç çocuğu arasında daha sonra bu çocuklarının mirasçıları arasında yapılan taksimler sonunda, nizalı parsellerin kendilerine kaldığını, davalılara ve diğer mirasçılara da 14.12.1999 tarihli dilekçe ile belirttikleri parsellerin kaldığını belirterek iptal ve tescil isteminde bulunmuşlardır. Mahkemece, taksimin geçerli olup olmadığının tam anlaşılamadığı ve yapılan satımlarla bunun bozulduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Kural olarak miras tüm mirasçılara bütün halinde intikal eder. Aksi kanıtlanıncaya kadar da terekenin taksim edilmeyerek bütün olarak tasarruf edildiği kabul edilir. Taksim iddiasında bulunan taraf bunu kanıtlamak zorundadır. Davacı kök muristen intikal eden taşınmazların, taksim sonucu mülkiyetine geçen mirasçılar adına tespit edildiklerini belirterek dava dışı ve terekeye ait birtakım taşınmazların ada ve parsel numaralarını bildirmiştir. Mahkemece, bu taşınmazlara ait tapu kayıtları getirilmiş ise de, kadastro tespitine ilişkin tutanaklar getirilmemiş ve tespit malikleri adına edinme sebepleri üzerinde durulmamış, keşif mahallinde ve gerekirse bu taşınmazların bulundukları yere gidilerek yerel bilirkişi ve tanıklardan bu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, dayanak tapularının kapsamında kalıp kalmadığı, ne zamandan beri kimler tarafından zilyet edilmekte olduğu ve taksimle ilgili bilgileri bulunduğu takdirde ne zaman ve kimler arasında yapıldığı, taksime tüm mirasçıların katılıp katılmadığı hususları etraflıca soruşturulmamıştır. Kadastro Kanununun uygulanmasında, kadastrodan önce yapılan tapu dışı taksim geçerlidir. Tapu dışı taksimle ilgili iddianın 3402 sayılı Kanunun 15/1.maddesi uyarınca şahit ve bilirkişi sözleri ile ispatı mümkündür. Ancak, miras bırakanın ölümünden sonra bütün mirasçıların veya temsilcilerin bir araya gelerek terekeyi paylaşıp her birinin kendi payına düşeni aldığı ve diğer mirasçıların paylarına düşen mallar bakımından da karşılıklı olarak haklarından vazgeçtikleri açık ve kesin bilinmedikçe taksim sabit sayılamaz. Uyuşmazlık konusu parsellerin mücerret bir şekilde uzunca bir süre bir kısım mirasçıların elinde bulunması, yalnız başına tapu dışı taksimin varlığını ispata yeterli olmaz. Zira, asıl olan bu kullanmanın terekeye ve diğer mirasçılara izafetle olduğudur ve istimal şekline taalluk ettiğidir. Aksi halde, mirasçılar arasında zamanaşımı yürümez yolundaki temel maddi hukuk kuralı ispat hukuku çerçevesinde bertaraf edilmiş olur. Fiili durum ancak delillerin değerlendirilmesinde ve takdirin gerçekleşmesinde önem kazanır. Bu gibi durumlarda mahkemece yapılacak işlem, arazi üzerinde tanıklar ve gerekirse bilirkişiler dinlenerek, taksimin nerede, ne zaman ve ne surette ve kimler arasında yapıldığı, özellikle taksim anlaşmasına bütün mirasçıların katılıp katılmadıklarının, her birine neresinin düştüğünün taksim dışı mal kalıp kalmadığının araştırılması ve kararsızlık halinde taksime tabi olduğu bilirkişi ve tanıklar tarafından haber verilen dava dışı parsellere ait tutanakların getirtilip bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğunun denetlenmesi gerekir (HGK.28.12.1966 T., 7/212 E., 340 K.).
O halde mahkemece yapılacak iş; 14.12.1999 tarihli davacı dilekçesinde belirtilen taşınmazlara ait kadastro tutanak ve dayanaklarının getirtilerek gerektiğinde ait oldukları taşınmazlar başında uygulanması, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından yukarıda açıklandığı şekilde taksim iddiası hakkındaki bilgilerinin sorulması, bu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, revizyon gören kayıt bulunduğu taktirde uygulanarak kapsamının belirlenmesi ve kimin ne zamandan beri ne gerekçe ile zilyet olduğu hususlarının sorulması, taksimle ilgili bilgilerinin bulunması halinde ne zaman, kimler arasında, ne şekilde bir taksime konu edildikleri hususları etraflıca sorularak, iddia gibi kök muris terekesinin taksime tabi tutulup tutulmadığının açıklığa kavuşturulmaya çalışılması, tanıklar arasında çelişki bulunduğu taktirde giderilmeye çalışılması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması isabetsiz, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmekle kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacılar Yargıtay duruşmasında vekil ile temsil edildiğinden takdir olunan 97.500.000.-lira vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine ve 3.250.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine 05.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy