(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 13, 14) (YHGK 11.11.1983 T. 1981/8-80 E. 1983/1162 K.)
Abdurrahman Ablay ile Hazine, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Ballıkpınar Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair Ankara-Gölbaşı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 24.9.1998 tarih ve 1216/904 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, zilyetlik nedenine dayanarak davaya konu 2 parça taşınmazın tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazlar 1953 yılında yapılan kadastro işlemi sırasında hali arazilerden bulunması sebebiyle tesbit dışı bırakılmıştır. Mahallinde yapılan keşif sonrası taşınmazlardan bir parçasının 570 parsel numaralı Hazine tapusu içinde ikinci parçanın ise 285 parsel numaralı tapu içinde kaldığı fenni bilirkişi tarafından düzenlenen 29.6.1998 günlü kroki ve raporda açıklanmıştır.
Davacı her ne kadar davayı tescil davası olarak açmış ise de, mahallinde yapılan keşif sonrası taşınmazların bir tanesinin Hazine tapusu diğerinin de 285 parsel numaralı taşınmaz içinde kaldığı fenni bilirkişi tarafından açıklandığına göre öncelikle bu iki parsele ilişkin tapu kayıtları ve krokileri Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmelidir. Tapu maliklerinin Hazine ve gerçek kişi olduğunun anlaşılması halinde Hazine dava dilekçesi ile davalı gösterildiğine göre tescil talebine konu (285) parsel numaralı taşınmaza isabet eden dava ve tescil talebine konu yerin şahıs adına tapulu olduğu keşfen tesbit edilmiştir. Hazine ile ilgili tapu iptali için husumet şartının yerine getirildiğinin kabulü ile Hazineye yönelik iddia araştırılmalıdır.
Dava, MK. nun 639/1. maddesine dayanan tescil davası biçiminde açılmıştır. Tapulu bir yerin MK. nun 639/1. maddesi hükmüne göre 2.kez tapuya tescili mümkün değildir. Böyle bir kayıt iptal edilmedikçe taşınmazın tescili yönüne gidilemez. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.11.1983 gün 1981/8-80 esas,1983/1162 ve 29.11.1995 gün 1995/8-878-1055 s. kararlarında belirtildiği gibi temyize konu olayda davacı iptal değil yalnızca tescil talebinde bulunduğu ve tescil isteği de Yargıtay'ın yerleşmiş ve kurallaşmış uygulamalarına göre tapu sicilinde mevcut kaydın iptali isteğini de kapsadığı cihetle davacının ayrıca tapu kaydının iptalini de dava etmesine gerek yoktur Tescil talebinin iptal talebini de kapsaması karşısında taşınmaza uyduğu belirlenen gerçek kişiye ilişkin tapu kaydının MK. nun 639/2. yahut Tapulama Yasasının 32/c ya da 3402 s. Yasanın 13, 14. maddeleri hükmüne göre hukuki değerini yitirdiği tescil davası ile ileri sürülmüş sayılır. Şartları mevcut olduğu takdirde iptal davası açılmak üzere davacı tarafa mehil verilmesi ve ondan sonra bu taşınmaza ait uyuşmazlığın çözümü yönüne gidilmesi gerekir. Ancak bu yönün tapu kaydında malik gözüken gerçek kişiler veya mirasçılarına göre tetkiki gerekir. Başka anlatımla tapu kaydında malik gözükenler veya ölmüş iseler bütün mirasçılarına davanın yöneltilmesi ve bunlar huzuru ile davanın bir sonuca bağlanması gerekmektedir. Dava ekonomisi açısından da iptal davasının açılan tescil davası içinde görülmesi mümkündür. İddia edilen kısım yönünden iptal edilmesine karar verilmesi gerekecektir. Bu halde (285) parselle ilgili dava gerçek kişi üzerindeki tapu kaydının iptali ile taşınmazın tesciline ait mülkiyetin aktarılması mahiyetindedir.
Mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan (570) parsel hakkında Hazineye (285) parsel hakkında da gerçek kişiye yönelik davacı iddiaları araştırılmadan ve tartışılmadan dosya kapsamına ve toplanan delillere uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz, davacının temyiz itirazları açıklanan sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 2.080.000 TL. peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 04.04.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy